Komünizmin Yeni Sentezi ve Geçmişin Kalıntısı


Drapeau rouge sur BerlinSite Editörünün Notu: “Komünizmin Yeni Sentezi ve Geçmişin Kalıntısı” başlıklı yazı, Meksika Komünist Organizasyonu tarafından, DEH (Devrimci Enternasyonalist Hareket) içerisinde var olan keskin çizgi sorunlarının kökenleri ve gelişimlerine dair yazılmıştır. Türkçeye çevrilirken, yazının uzunluğundan dolayı, aciliyeti açısından, en ihtiyaç duyulan bölümler çevrilmiştir. Yazı, esas itibariyle Peru’daki devrimin çıkmazları üzerine tartışma yürütürken, devrimin yenilgisine neden olan çizginin sadece Peru ile sınırlı olmadığını, köklerinin Komünist hareket içerisinde yatan sorunsaldan kaynaklandığını ve Komünizmin Yeni bir Sentezi için neler yapılması gerektiği, çarpıcı bir şekilde açıklık getirmektedir. Yazının tamamına, ingilizce olarak http://www.revcom.us/a/281/NS-OCR-ENG.pdf linki üzerinden ulaşabilirsiniz.



Meksika Komünist Organizasyonu

1) Sosyalizm deneyiminin bilimsel bir değerlendirmesi ve bu sefer daha ileri götürülmesi için bir fikire ihtiyaç var mı şimdi?

2) Sosyalizmin ilk deneyiminin yenilgileri komünist devrimin ilk aşamasının sonuna işaret ediyor mu/damgasını vuruyor mu?

 

3) Proleter devrimin yeni aşamasına önderlik etmek için komünizm biliminin nitel gelişimi gerekli mi yoksa önceki teorik çerçeve yeterli mi?

 

4) Komünizmle uğraşan bir hareket olmadan komünizm olabilir mi/gerçekleşir mi?

Komünist hareketin büyük bir kesiminin, komünizm ve sosyalist geçiş sorunlarını kendilerine dert etmediği bir durumla karşı karşıya olduğumuz için, şunu sormalıyız: Komünizmle uğraşan bir hareket olmadan, komünizmi gerçekleştirmek mümkün olabilir mi? Bir aşamanın sona erdiğini, komünizm biliminin ilerletilmesine acil ihtiyaç olduğunu inkar edebilirsin, ama “komünist kilisende” dışarı çıktığın anda, komünizm ve sosyalizm hakkında başkalarıyla konuştuğunda, “sosyalizm iyiydiyse neden yenildi?” gibi sorularla karşılaşırsın. Bu ve bunun gibi sorulara cevap var, ama bu cevapları bulmak için, Avakian’ın dediği gibi “ bu cevaplar için kazmak ve kazmaya devam etmek zorundasın…” dogmatik eğlimlerse buna gerek olmadığını söylüyorlar. Hareketin “pratik gelişiminin”, zorlu ideolojik ve siyasi sorunları ortadan kaldıracağı umuduyla, “Halk Savaşı” hakkında çok konuşuyorlar, ama hedeflerinin ne olacağı hakkında çok az konuşuyorlar.
Diğer taraftan, başka hatalı bir eğlim ise, önceki deneyimin tümünü esas olarak olumsuz olarak dıştalayarak, ya meseleden kaçınmaya yada sosyalizm ve kominizmi günümüz burjuva demokrasisinden çok az ayırt edilebilir bir şey olarak sunmaya çalışmakta. Bu her iki eğlim içerisinde, veya her ikisinin karışımında, “Sosyalizm hakkında neden şimdi konuşuyoruz? Bunun hakkında iktidara geldiğimizde konuşuruz” türünde, en kaba argümana rastlamak hiçte sıradışı bir durum değildir.
Yani, yeni sentezin, bize sunduğu komünizmin daha bilimsel anlayışı ile uğlaşmanın ve kitleler arasında yaymanın neden önemli olduğunu sormak büyük önem taşımaktadır.
İlk önce, bugünkü mücadele eğer, hedefin doğru anlayışıyla (ve diğer önemli meselelerle) yönlendirilmezse, o hedefe ulaşmaya yol açmayacaktır. Hepimiz vaktiyle, kısa veya uzun vadeli bir yola çıktık, ve “ben yolumun başındayım, hedefimin hangi yola çıkacağı umurumda değil” diye düşünmek hiç kimsenin aklına gelmedi. Yine de, sosyalizm ve komünizm sorunlarının, sosyalizmin geçici yenilgisinin böylesine keskin biçimde yaratmış olduğu sorunların, “gündemde olamadığını” düşünenlerin mantığı budur. Komünizmin, “son arçları haklı çıkarır/the end justifies the means”diye iddia ettiğini söylemek burjuva bir iftiradır. Tersine, doğru olan sonun araçları belirlediğidir veya belirlemesi gerektiğidir, ve hedef konusunda netlik yoksa, bunu gerçekleştirmek için uygun yöntemler bulamayacakğıdır.

1960’larda, uluslararası komünist hareket içinde iki çizgi mücadelesi patlak verdiği dönemde, ilerlemekte olan Vietnam halk savaşının acı tecrübesi var18.  Sosyalizmde, devrimi devam ettirme teorisini geliştirme sürecinde, Mao’nun hattı; esas olarak devlet kapitalizmi şeklinde kapitalizmi restore eden ve artık revizyonist “komünist” önderlik altında olan,  Sovyetler Birliği’ndeki, revizyonist ve sahte komünist çizgiyle karşı karşıya geldi. Vietnam İşçi Partisi (VİP) mekezci bir konum alarak, milliyetçi ve pragmatik birliği savundu. Kendi emperyalist emelleri ve rekabet nedeniyle, Sovyet revizyonistleri Kruşçev önderliğinde batılı emperyalistlerle uzlaşmaya başladığında, Brejnev önderliğinde her zamandakinden daha da fazla, Vietnama daha fazla askeri yardım vermeye başladı, ve VİP giderek daha fazla Sovyet-emperyalizmiyle birleşti.

Merkezci bir tavır almak ve Sovyetler Birliği’nde sosyalist yaftalı objektif devlet kapitalizmiyle, Çin’deki komünizme doğru bir geçiş olan, gerçek sosyalizm arasında birlik için mücadele, nesnel olarak kapitalizm ve sosyalizm arasındaki farkı görmezden gelen bir pozisyonu temsil etmektedir, Vietnam’da yürütülen halk savaşı sosyalizme mi yoksa kapitalizmin bir türüne mi götürecek.

Ve bugün, milliyetçi ve pragmatik bir çizginin sonuçlarını görmekteyiz, görmek isteyen herkes görebilir.  Vietnam halkı ABD emperyalizmine karşı halk savaşını kazandı, milyonların hayatına mal olan,…ama onların devrimi asla sosyalist yola girmedi. Önce Sovyet-emperyalizminin hakimiyeti altındaydı, bu imparatorluğun çöküşü ile ülke tekrardan, Amerika Birleşik Devletleri tarafından başı çekilen emperyalist bloğun cemaatine katıldı. Ve bugün Vietnamda emperyalistlere ait fabrikalarda sömürülen ücretli köle işçiler vardır.

Neden böyle sona erdi? Bunun esas nedeni, önderlerin kişisel sahtekarlığı/ihanetinden ziyade, partiye öderlik eden ideolojik ve siyasi çizgiydi. Çin’deki sosyalizm altında sınıf mücadelesi, aslında, dejenere olmuş ve revizyonist unsurların çoğunun, partiye örgütsel olarak katılmış olan ama ideolojik olarak katılmayan burjuva demokratlar olduğunu gösterdi. Emperyalizme ve feodalizme karşı demokratik devrim döneminde çok katkıları oldu, ancak sosyalizm altında devrimin devam ettirilmesine karşı geldiler ve revizyonist çizgiyi savundular. Onların esas amaçları komünizm ve sınıfların ortadan kaldırılması değildi, sadece bağımsız, modern ve müreffeh bir ülke elde etmekti. VİP’in yönelimi de buydu, ve bugün uluslararası komünist hareket içinde komünizme sosyalist geçiş ve kapitalist restorasyon sorunları ile uğraşma gereğini yok sayan tavırlar/pozisyonlar da milliyetçiliğe, pragmatizme ve burjuva demokrasisine doğru sapmaları yansıtmaktadır,özellikle “üçüncü dünya” ülkelerinde mücadele veren biz komünistler arasında. Dünyada komünizme geçişinin bir parçası olarak, sosyalizimle cebeleşmenin önemini aslında görmüyorlar, çünkü onların: dünya kapitalist emperyalist sistemi içinde, “kendi” ülkemin durumunu, devrim, ve bir çeşit devlet kapitalizmi yoluyla bir dereceye kadar nası iyileştirebirim gibi farklı hedefleri var.

İkincisi, komünizmin “yenildiği” veya kapitalizmden daha kötü olduğunu düşünen insanların önemli bir kesimini ikna etmeden herhangi bir komünist devrim olamaz, ve bu, sadece, komünizmle cebelleşmeyen bir hareketin “pratik başarıları” aracılığı ile elde edilemez. Bu sorunlar hakkında gerçeği daha derinlemesine anlamak için teorik çalışma gereklidir ve düşmanın anti-komünist kampanyasına (ve genel olarak burjuva ideolojinin egemenliğine) karşı çıkmak için, kitleler ile ideolojik mücadeleye ihtiyaç vardır. Küba öreneğinde de gördük, bir devrim yapmak ve biraz sözde “komünizmde” bahsetmek de, en iyi durumda/seneryo, sonuç olarak sadece revizyonist devlet kapitalizmine yol açar.

Son olarak, gerçek bir komünist hareket, proleterleri ve diğer kitleleri yönetime hazırlar ve komünizme geçiş olarak gerçek sosyalizm, yeni toplumun idaresine ve komünizme doğru ilerleme mücadelesine, kitlelerin her zamandakinden daha geniş kesiminin katılımını içermelidir. Eğer Sosyalizm ve Komünizm hakkındaki “zor” sorular yanı sıra,  devrimin diğer önemli sorularından kaçınırsan bu da olmayacaktır.

5) Eğer “dört bütünü/tümü” nasıl ortadan kaldırılacağıyla cebelleşmiyorsan, komünizm için mücadele edemezsin

 

6) Sonderece devrimci ve özgürleştirici yeni bir toplum: esnekliğe sahip sağlam bir çekirdek

 

7. Esnekliğe sahip olmadan komünizm “empoze eden” sağlan çekirdek: 20. yüzyılın hataları ile “ilerlemek”

Bu mekanik materyalist ve determinist metodoloji, komünizme doğru sosyalist geçiş sorunlarının nasıl çözüleceği hakkında, farklı anlayışlarla alakalıdır: Peru Komünist Partisi (PKP) tarafında  pekde teorik olarak geliştirilmemiş olan “komünizme kadar halk savaşı” çizgisi, bugün yeni senteze karşı olan bazıları tarafında savunulmaktadır.

Bu yanlış anlayışı eleştirmemize rağmen, PKP ve önderi Başkan Gonzalo tarafında yürütülen ve dünya çapında ezilenlere yeni bir umut veren halk savaşının, dünya komünist devriminde önemli bir ilerlemeyi temsil ettiğini vurgulamak isteriz. Dünyanın dört bir yanındaki komünistlerin, devrimcilerin ve ilerici insanların desteğini almayı hak ediyordu. Bu zengin tecrübeden dersler çıkarmak için, daha derin analiz yapmaya hala çok ihtiyaç vardır. Burada Gonzalo önderliğindeki PKP’nin çizgisinin, onun hapishanede halk savaşını dururan sağ oportünist müzakere çizgisini ileri sürmeden önceki, genel bir değerlendirmesini yapmaya girişmeyeceğiz. 38

“Komünizme kadar halk savaşı” çizgisi ile ilgili olarak, bununla başlayacak olursak, sorunu anlayışı biçimi/soruna bakış yanlıştır: “burjuvazi iktidarını kaybettiğinde, partiye sızar; orduyu kullanarak iktidarı gasp etmeyi dener, kapitalizmi restory etmek için proletarya diktatörlüğünü yıkar… “39.  Burada  devrilmiş olan eski burjuvazinin temsilcilerinin partiye katılacağı sorunuyla, devam etmekte olan “burjuva haklar”—eski toplumdan miras kalan, üretim ilişkileri ve sosyal ilişkilerdeki eşitsizlikler— yanı sıra bu ilişkilere tekabül eden fikirlere bağlı olarak, sosyalist toplumda, özellikle komünist partinin bazı önderleri arasında doğurduğu yeni burjuvazi arasında bir ayrım yapılmamaktadır. Aslında, Kültür Devriminin başında çeşitili belgelerde aynı anlayışı bulabilseniz de,  Mao ve yoldaşlarının anlayışı, sosyalist toplumun çelişkilerinin nasıl yeni burjuva güçlerin ortaya çıkmasına sebep olduğunu analiz ederek daha fazla geliştirmiştir.

Çin hala sosyalistken, Chang Chun-chiao’nun, Mao’nun ölümünden sonra iktidarı ele geçirmiş olan revizyonistlere karşı mücadelede Mao’nun yoldaşı olan; vurguladığı gibi: “Çin’de revizyonist dönüş tehlikesinin hala var olduğunun açıkça farkında olmalıyız. Bu sadece emperyalist ve sosyal-emperyalistlerin bize karşı saldırganlık ve yıkıcılıktan asla vazgeçmeyeceklerinden dolayı değil, sadece Çin’in eski toprak ağaları ve kapitalistlerinin hala ortalıkta olmalarından ve yenilgilerini sineye çekememelerinden dolayı değil, fakat, Lenin’in dediği gibi, yeni burjuva unsurların her gün ve her saat doğuyor olmasından dolayı böyledir” 40. Ve Chang devamla, üretim ilişkilerinde devam etmekte olan burjuva hakların sosyalizmde nasıl yeni bir burjuva sınıf yarattığını, bunun yanı sıra, burjuva hakları kısıtlama ya da pekiştirme ve genişletme mücadelesinin, devam ettirilmesini analiz etmekte. Yukarıda belirtilen “dört bütünü/tümü” ortadan kaldırma gereği için, o, “Dört durumda, Marks hepsini kasteder. Bir parçasını, büyük bir parçasını ya da hatta en büyük parçasını değil, bütümünü/tümünü kasteder!”. Ve o, “proletarya diktatörlüğünü belirli bir aşamada ve belirli bir alanda kabul eden ve proletaryanın belirli başarılarında memnuniyet duyan”, ancak belli bir noktaya ulaşıldığında, burjuva hakların kısıtlanmasına devam etmeye karşı gelen, komünist parti üyeleriyle, bu zorunluluğun tezat içinde olduğunu gördü: “Burjuvazi üzerinde çok yönlü bir diktatörlük uygulamaya gelince…üzgünüm başkaları bu işi yapsın; burası benim durağım otobüsten inmem gerekiyor. Bu yoldaşlara bir tavsiyede bulunmak istiyoruz: Yarı yolda durmak tehlikelidir!”. Ve önde gelen revizyonist kapitalist-yolculara ilişkin olarak: “Burjuva hakları kısıtlamak mı istiyorsun? Onlar, bunun gerçekten mükemmel bir şey olduğunu ve genişletilmesi gerektiğini söylediler. Onlar, Marks tarafından belirtilen eski toplumun “doğum izleri” ve “kusurları” üzerinde bütün gün vızıldayan sinek sürüsü gibi, eski şeyleri savunan bir grup geçmişin ustalarıdırlar. Onlar, keskin fasulye ve lor peryniri gibi kokuyor, ama tadı iyi diyerek gençlerimizin tecrübesizliğinden yararlanmaya, onlar için maddi teşvikleri artırmaya özellikle meraklıdırlar”. 41

Sosyalizmde sınıf mücadelesi içinde geliştirilen bu Maoist anlayış, Çin’deki darbenin ardında, Bob Avakian’ın kurtardığı, savunduğu ve sentez ettiği şeydir: “Bu tam da, sosyalizme büyük tehlike oluşturan ve devrimci mücadelenin  ana hedefi olması gereken kapitalist yolu tutmuş olan Partinin üst düzey liderleri… sosyalist toplumun çelişkilerinin kendisi—iş bölümünün devam etmesi, gelir farklılıkları, meta ilişkilerinin sürdürülmekte olması, vb yanı sıra, burjuva ideolojisinin etkisinin devam etmesi—sadece genel olarak toplumda burjuva unsurların ortaya çıkmasına değil, aynı zamanda, özellikle de onlar için Partinin üst kademelerinde sürekli olarak ortaya çıkan ve onlar için karşı devrimci tabanı harekete geçirmesine temel teşkil etmektedir. Bu, bütün önderlik seviyesindeki insanların, bulundukları konum gereği, burjuva olmaya ve devrime ihanet etmeye meyilli olduğukları anlamına gelmez. Fakat bazılarının böyle yapacağı anlamına gelir—özellikle burjuva türde bir yaşam süren ve revizyonist ideoloji ve çizgi benimseyenlerin—iktidarı ele geçirmek ve kapitalizmi yeniden kurma girişimileri için toparlanmalarına hem zorunlulukları hem de fırsatları olacak. Bu, Mao’nun özetlediği gibi, sosyalimin çelişkilerinin, komünizme doğru devrimci ilerleme aracılığıyla çözülene kadar, sosyalizmin tüm sürecinde devam edecek bir durum olacaktır.” 42

Çin’deki darbenin kendisi bu analizin doğruluğunu gösteriyor: iktidarı ele geçirenler alaşağı edilmiş eski burjuvazinin temsilcileri değildi, Tayvan’da kamp kurmuş olsalarda, yine de onlar esas olarak sosyalizm altında ortaya çıkan yeni burjuvazinin temsilcileriydiler. Alıntı verdiğimiz PKP’nin formülasyonu, tüm bu Maoist teorinin gelişimini gözardı etmektedir ve, açıkçası, restorasyon tehlikesinin doğrudan eski burjuvazinin temsilcileri ve emperyalist ülkelerden gelen tehlike olarak tasavvur eden Stalin’in hataları yönünde bir gerilemeyi temsil etmektedir. Stalin’in aksine, PKP, sosyalizmde antagonist sınıf çelişkilerinin sürekliliğini kabul etse de, sosyalist toplum ilişkilerinin kendisinin (kapitalizmde miras alınan ve komünizm yönünde dönüştürülmesi gereken ilişkiler), yeni burjuvazinin ortaya çıkmasına ve kapitalist restorasyona nasıl maddi temel teşkil ettiğine önem vermiyor. Bu önemsiz bir mesele değildir. Eğer sorunu basit bir şekilde, alaşağı edilmiş eski burjuvazinin ve uluslararası  burjuvazinin temsilcileri olarak tasavvur edersen, o zaman şu veya bu şekilde bu temsilcilerden kurtulmak, direkt ve etkili bir çözüm gibi görünüyor olabilir: atasözünün dediği gibi/derler ya “ köpeği öldürürsen kuduzdan kurtulabilirsin”. Ama sosyalizmin  çelişkilerinin sürekli olarak kapitalist restorasyon tehlikesini yeniden yarattığını anlıyorsak, komünizme doğru daha fazla ilerlemekle veya kapitalizme dönmek arasında sürekli bir mücadele olduğunu, ki, kapitalizme dönmeden “yarı yolda durmanın” mümkün olmadığını, o zaman sorunun çok daha karmaşık olduğunu görüyoruz.

Bu açıdan, PKP’nin Mao’nun tavrıyla uyumlu olarak sunduğu “şeyleri idari yollarla çözmesinin [Stalin] yanlış olduğunu”43 belirtmesi şaşırtıcı değildir, ancak bunu gözlemlenmiş olan Mao’nun değerlendirmesiyle bir uyuşmazlıktır: “O zamanlar [1920] Stalin’in kitleler dışında güvenecek başka bir şeyi yoktu, o da parti ve kitlelerin topyekün seferberliğini talep etti. Daha sonra, bu şekilde bazı kazanımlar gerçekleştirdikten sonra, kitlelere daha az güvenmeye başladılar”. 44

Diğer yandan, sorunların bu yanlış anlaşılmasına dayanarak, PKP’nin “Gonzalo Düşüncesi” “kitlelerin silahlı örgütü, halk milisleri orduyu yutar” diye önerdi. Önemli ölçüde, emperyalist kuşatma ve saldırıganlık nedeniyle, sosyalist toplumda profesyonel bir ordunun varlığının muhafaza edilmesine olan ihtiyaç, sosyalizmde önemli bir çelişki, ama gördüğümüz gibi, tek sorun olmaktan çok uzak. Ayrıca, milisleri geliştirmeye önem vermek doğru, ancak bu soruna tam bir çözüm sağlayamaz. Aslında, Çinde devrimciler milisleri teşvik etti ve darbe olduğunda bazıları orduya karşı ayaklandılar, ama onların, düzenli ordunun daha eğitimli, daha güçlü, disiplinli güçlerine karşı galip gelmesi imkansızdı. Daha da önemlisi, sadece kitleleri silahlandırmak onların hangi çizgiyi izleyeceğini garanti etmez: nitekim milislerde silahlandırılmış olan halkın birçoğu, iktidardaki yeni revizyonist çizginin dalgasına kapılıp gittiler.

Bu kısmi öneriden, son derece yanlış ve zararlı başka önerilerilere gittiler: “toplumun militarizasyonu” 45 ve sosyalizmin çelişkilerinin “devrimci şiddet” ile çözümleneceği fikirine: “biz, kültür devrimleri yoluyla prolertarya diktatörlüğü altında devrimci şiddet ile devrimi sürdürmeye devam edeceğiz, komünizme ancak devrimci şiddetle ulaşabiliriz, dünya üzerinde herhangi bir yerde sömürü devam ettiği sürece bunu devrimci şiddetle sona erdireceğiz”. 46 İlk olarak, Kültür Devriminin, sanki esas olarak “devrimci şiddet” olarak sunulması, Kültür Devrimi’nin teori ve pratiğinin kaba bir çarpıtılmasıdır, Mao sürekli olarak, çelişkilerin şiddet yoluyla çözülmemesinde, devlet iktidarı hala proletaryanın elindeydi çünkü, ısrar etti, ve başlatılan şiddet Mao’nun çizgisine karşı çıktı ve Kültür Devrimi’nin gelişimine zarar verdi. Mao ile olan anlaşmazlığı açıkça sunmak yerine, bu muhalif görüş, sanki Mao’nun konumu ile aynıymış gibi sunulmuştur, ki bu hatalı bir yöntemdir, yukarıda belirtildiği gibi, uluslararası komünist hareketin önceki hatalı eğilimlerinin mirasını Marksizme yaklaşımda dogmatik ve dini bir tutumu yansıtmaktadır.

Şüphesiz, kapitalizmi yıkmak ve sosyalizmi kurmak, sosyalist ülkeleri kapitalist-emperyalist saldırganlığa karşı korumak, kapitalizm restore edildikten sonra, yeniden sosyalizmi kurmak ve sosyalist devleti yıkmak isteyen silahlı girişimleri yenmek için, devrimci şiddet gereklidir. Ancak, basitçe “kafaların kesilmesi”, sosyalist geçiş sorunlarının çözümünde ana yol olamaz. Bir kere, yeni burjuvazi ne durağan ve değişmez bir hedefdir ne de kolayca ayırt edilebilir. Bunu oluşturan güçler açıktan kapitalizm lehine konuşmazlar: onlar, gerçekte restorasyona yol açacak bir çizgiyi savunmakta ısrar eden, komünist parti liderleridirler, belirli

zamanlarda bazıları devrimci çizgiye, en azından kısmen, kazanılabilir bazıları kazanılamaz ve aslında böyle bir çizginin göreceli gücü, dünyadaki ve ülkedeki nesnel duruma bağlı olarak, iktidarı gasp etme yeteneğine sahip olup olmamasıdır. Öte yandan, temel sorun, gördüğümüz gibi, birey olarak bu insanlarda bulunmamakta, daha ziyade sosyalist toplumda maddi bir temeli olan çizgidedir. Tecrübe, bazı revizyonist liderlerden kurtulunca, yenilerinin ortaya çıktığını gayet iyi bir şekilde gösterdi, böylece kitleleri revizyonist liderleri devirmek için harekete geçirmeye ek olarak, onların revizyonist çizgiyle komünist çizgiyi birbirinden ayırt etme yeteneklerini yükseltmenin yanı sıra, komünizme doğru “dört bütünü/tümü” dönüştürmeye devam etmenin, köklü gerekliliğini anlamları için uygun formları bulmak üzere, sorunun kökleri üzerinde çalışmak çok önemlidir.

Çizgi sorunlarının çözümü için, bilinç ve dört bütünün/tümün dönüşümü için, şiddetin ilke olarak kullanımasının aslında zararlı olduğunu, Sovyetler Birliğinin olumsuz deneyimi göstermektedir. Mutlaka, halk arasındaki çelişkilerle, düşmanla halk arasındaki çelişkilerin karıştırılmasına sürükler/götürür, çünkü aktif olarak sosyalizmi yıkmaya çalışmıyor olsalarda, sosyalist dönüşümlere karşı olan insanların yanı sıra, belirli bir zamanda yanlış bir çizgi takip etmiş olan ve devrimci çizgiye kazanılabilecek ve kazanılmaları gereken birçok kişi mutlaka olacaktır. Her iki durumda da, bu, “devrimci şiddetle” değil, ideolojik ve siyasi mücadele ile ele alınması gereken, halk arasındaki çelişkilerdir. Tersine, sosyalizmi devirmek için silahlı girişimlerin mağlup edilmesi gerekiyor. Buna ek olarak, sosyalizmde, çelişkilerin çözümü için şiddetin ilke olarak kullanıması, hem sosyalist geçişin karmaşık sorunlarına doğru çözümler bulmak, hem de her zamankinden daha fazla sayıda insanın komünizm ve revizyonizm arasındaki farkı ayırt etme yeteneğini geliştirmek için gerekli olan büyük tartışmaları, muhalefet ve çizgi mücadelesini sona erdiren “soğuk rüzgarlar estirir”: Marksist ifadeler ile bir pozisyon ilan eden ve nesnel olarak kapitalizme geri götüren çizgiyle, belirli bir zamanda komünizme geçmek üzere uygun adımlarla ilerlemek için mücadele eden çizgi arasındaki mesele, basit bir şey değildir.

PKP ve onun başkanı, Mao ve takipçileri tarafında analiz edilen, bu geçişin karmaşıklığı ve “dört bütünün/tümün” ortadan kaldırılması gereğinden ya habersizler ya da reddediyorlar. Yukarıdaki alıntıda, komünizm hakkında sanki mesele sadece sömürünün ortadan kaldırılması gibi konuşulmaktadır. Bu temel olmasına rağmen, sosyalist devrim, üretim araçlarını burjuvaziden kamuluştırması ve bütün insanlar için kollektif mülkiyete dönüştürmesi, esas olarak sömürüyü ortadan kaldırır, ancak revizyonist çizginin sosyalist toplumun eşitsizliklerini kısıtlamak yerine onları genişletmesi durumunda, Mao’nun takipçilerinin dediği gibi bu “sömürü kokuyor “. Ama gördüğümüz gibi, komünizme ulaşmak doğrultusunda, “dört bütünü/tümü” dünya çapında kaldırmak için katedilmesi gereken daha çok uzun bir yol (bütün bir tarihsel dönem) vardır, ki, açıkçası “Başkan Gonzalo … bizi Komünizme götürecek” gibi, saçma şeyler söylendiğinde bu pek de dikkate alınmış olmuyor. 47

Sosyalizmin karmaşık çelişkilerinin şiddeti dayatarak, görünüşte basit ama temelde yanlış yöntem ile, çözülmesi önerisine benzer şekilde, PKP içindeki iki çizgi mücadelesi sorunlarını çözmek için de, tüm partiyi kendi başkanı Gonzaloya tabi kılmak aracılığıyla, bireylerin (başkan da dahil) kolektive ve Partiye tabi olduğu demokratik merkeziyetçilik ilkesinden köklü bir sapma olan, bir girişimde bulunuldu. Devrimci bir lider, maddi gerçekliğe ve komünist devrimin ilerletilmesine tekabül eden, bir anlayış için mücadele verilirken, başkalarının bakışını yükseltmek için son derece önemli bir rol oynayabilir. Lenin’in bu mücadelesi olmazsaydı, Ekim Devrimine yol açan devrimci krizden yararlanılamazdı, ve Mao, “Kültür Devrimi sırasında, özellikle başında, ben kendi görüşümle hem fikri olan tek kişiydim” diye yorumladı. Ancak, bu rol, aslında devrimci liderlerin bazı kişisel kalitesinden ziyade, onların savunmakta oldukları çizgiye bağlıdır: komünist devrimin karşı karşıya kaldığı sorunlar ve bu sorunların doğru bir biçimde nasıl çözüleceğine ilişkin anlayışlarına. Bireyler, gerçekte, bir partinin ve ya uluslararası hareketin ürünü olan, şu veya bu çigiyi takip eder ve uygularlar, ancak, bu bireylerin kendi çizgileri yoktur. Bazı durumlarda, bireyler komünist bilimin ana unsurlarına yoğunlaşabilir ve sentez edebilir,ve bu gibi durumlarda bu kabul edilmelidir, ama komünist devrimin sorunlarına ilişkin ve gerçekte devrimin ilerletilmesine karşı gelecek “çözümleri” kabul etmeye ilişkin, hiç kimse hata yapma konusunda bağışık değildir. Bu, diğer nedenlerin yanısıra, kolektif önderliğin, bireylerin hatta bir parti başkanının dahi bu kolektive tabi olması, ve bu kolektifte en canlı ve eleştirisel tartışmalarını yapılmasına temel nedendir.

Öyle görünüyorki, PKP üyelerinin son derece hatalı uygulaması, başkanları Gonzalo’ya sadakat yenini etmeleri, önemli oranda, onun kişi olarak, birçok kez dile getirildiği gibi, doğru çizgi ve zaferin garantisi olduğu mantığına dayanmaktadır. Ama hiç kimse, kendi başına doğru çizginin garantisi olamaz: doğru bir çizgi, maddi gerçekliği yansıtacak ya da esas olarak yansıtacak ve bu gerçekliğin nasıl dönüştürüleceği fikrini geliştirmek için diyalektik materyalizmin bilimsel metodunun doğru uygulama sürecinin ürünüdür. Doğru ve ya temelde doğru olan bir çizgi zafer kazanmak için esastır, ama zaferin “garantisi” olamaz, devrimci güçler, esas olarak yanlış çizgilerine bağlı olmayan, tersine olumsuz güç dengeleri nedeniyle, ve başka faktörlerin de etkisiyle yenilebilirler.

Gonzalo’nun tutuklanmasıyla ne oldu? Aynı hatalı mantığa bağlı olarak, onun, doğru bir çizginin ve zaferin garantisi olduğu, o, olmadan halk savaşının devam edemeyeceği düşüncesine yol açtı, onun ve diğer parti liderlerinin yakalanmasından kaynaklanan zorlukların yanı sıra uluslararası durumdaki zorluklar karşısında, müzakere çağrısı yaparak halk savaşına son verecek, hatalı bir analizi yaparak, revizonist çizgiyi ileri süren Gonzalo’nun kendisi oldu.

Bu çizgi şimdiden Peru ve dünyada büyük hasara neden oldu, ancak yeni bir toplumu kalıba dökme sorunuyla uğraşırken, çelişkilerle metafizik ve mekanik biçimde uğraşmak daha da kötü şeylere neden olur. Esnekliğe sahip olmayan sağlam çekirdeğin farklı durumlarına ilişkin Avakian’ın belirttiği gibi:  “Biz bunun [sosyalist toplumun çeşitliliği ve orta sınıflarla yaşama ve onları dönüştürme-OCR] doğru kavranıp ele alınmayışının olumsuz, son derece olumsuz, ifadesini tecrübede görmekteyiz—ki ben bu konuya burada tam olarak değinmeyeceğim, sadece kısaca—Kamboçya’da Pol Pot deneyimi, bu tür yaklaşım yerine, onlarda, tamamen gerçek bir ironi yanı sıra, gerçek felaket içeren bir yaklaşım vardı. Maddi koşullarında bazı değişikliklere rağmen, düşüncelerinde her hangi bir gerçek dönüşüm geçirmemiş olan köylü kitleleri vardı: köylü kitleleri bu sorunu olan aydınlar tarafında yönetiliyordu, özellikle Lon Nol rejimi ve ABD’ye karşı savaş sırasında kurulan üs bölgelerinde (bu rejimi kuran ve destekleyen). Benim, diğer konuşmalar ve yazılarda konuştuğum çok gerçek bir sorun—dar bir temel üzerine eğitim olgusu (bu noktaya birazdan geri döneceğiz çünkü aslında çok önemli bir noktadır). Ve Khmer Rouge, Pol Pot yönetimi altında, Kamboçya toplumunun geri kalanını aldı ve onu köylülüğün düzeyine çekip indirmeye çalıştı—o zamanki köylülüğün—komünizm adına, ve komünizme varmak için sözde bir araç olarak. <<Çılgınca onu hafife almak, onlar esnekliğe sahip sağlam çekirdeği ya da “paraşüt noktası”nı [ör.,sosyalist toplumun çeşitliliği -OCR] hiç kavrayamadılar. Ve bu gerçek felakete ve, evet, gerçek dehşete yol açtı” 48  To wildly understate it, they did not grasp solid core with elasticity or the “parachute point” at all. And this led to real disasters and, yes, real horrors.”

Gonzalo’nun çizgisi Pol Pot’unkiyle aynı değil, ama “komünizme kadar halk savaşı” ile, onun yönelimi de komünizme sosyalist geçişin karmaşık çelişkilerini görmemenin ve esnekliğe sahip olmayan sağlam çekirdeğin kendi çözümlerini sosyalist toplumun farklılıklarına dayatabileceği düşüncesinin bir ifadesidir. Bu, 20. yüzyılın hatalarını tekrarlamak ve derinleştirmek konusunda ısrar etmek ve Mao’nun komünist bilime yaptığı önemli katkıların özünü reddetmek ve atmaktır, sosyalizmde devrimin devam ettirilmesi teorisi (ve bütün bunların sözde “Marksizm-Leninizm-Maoizm, esasen Maoizm uygula” adına yapılmakta). Eğer uygulanırsa, bu çizgi sadece felakete yol açar, özgürlüğe değil.

8. Sağlam bir temel olmadan Esneklik: 18. yüzyıla doğru “ilerlemek” mi, ya da burjuva demokrasisininden daha iyi bir komünizm yok mu?

 

9. Nepal dersi: Burjuva devleti parçalamadan hiç kimse için kurtuluş olamaz

 

10. İnsanlığı  kurtuluşu için mi birlik veya  ilkeleri olmayan “maddi güç”olmak amacıyla mı birlik?

Biz, Yeni Senteze karşı olan iki hatalı eğilimi, ABD, DKP’sinin  Manifestosununda belirtilen, farklı açılardan gözlemledik—bir kez daha, “ya geçmişin tecrübelerine ve bununla ilişkili teori ve metoda dini temelde takılıp kalmak ya da (sözde olmazsada, esas olarak) tamamen bir kanara atmak” 60—bunlar farklı ve birbirlerinin karşıtı gibi görünselerde, yine de gerçekte bazı ortak özelliklere sahiptirler.  Devrimci Enternasyonalist Hareket (DEH) üyesi bazı örgütler, DEH dışında Bob Avakian’ın Yeni Sentezine karşı, uluslararası yeni bir  “Marksist-Leninist-Maoist” örgüt kurma girişimleriyle, her iki yanlış eğlimi birleştirerek (her ikisinin eklektik karışımı) bunu pratikte göstermek için acele ettiler.

DEH’in bazı güçleri tarafında “Marksizm-Leninizm-Maoizme dayalı uluslararası komünist hareketin yeni bir birliğini sağlamak ve bugün gerekli olan uluslararası örgütü kurmak” için ilk çağrı, 1 May, 2011 tarihinde çıkarıldı, Maoist Komünist Partisi-İtalya, Nepal Birleşik Komünist Partisi (Maoist), Hindistan Komünist Partisi (ML) Naxalbari, Maoist Komünist Partisi, Türkiye ve Kuzey Kürdistan, ve DEH üyesi olmayan beş örgüt tarafından imzalandı. Diğer şeylerin yanı sıra bize diyorlarki “10 yıllık halk savaşı Nepalde devrim için gerekli koşulları yarattı. Bu devrim şimdi karmaşık bir yol ayrımındadır, iç ve dış düşmanların başlattığı karşı devrimlerin yanı sıra, onu içerde zayıflatmaya çalışan reformistlere kaşı  savunulmalıdır”. 61 Bu yüzden “revizyonizme” muğlak değinerek 2011’de Nepal’de “halk savaşında” bahsediyorlar, onun, BKPN (M) komutasındaki revizyonist çizgi ile 2006’da Barış Anlaşması hükümleri ile tasfiye edildiğine değinmeden, BKPN (M) belgeyi imzalayanlardan biridir.  Bu, BKPN(M)’in yüz seksen derece revizyonizme çark edişini eleştiren ABD, DKP’sinin mektubundan iki sene sonra gerkeleşti, ki, tüm bu mektuplar kesinlikle DEH katılımcılarının eline çok daha önce geçti. 1 Mayıs 2012’de, Maoist Komünist Parti-İtalya (MKP-İtalya), Komünist (Maoist) Parti Afganistan ve Komünist Parti Hindistan (Marksist-Leninist) Naxalbari (KPİ (ML)N) tarafında imzalanan, yeni bir belgede, şimdi Parachanda’nın ve Bhattarai’n revizyonizminden bahsediyorlar ama revizyonizmin içeriği hakkında hiç birşey söylemeden, BKPN (M) içindeki Maoistlere, onlara karşı isyan etmeleri için çağrı yapıyorlar, onların çizgisi eski devletin yıkılması yerine “yeniden  yapılandırılmasıdır” ve sosyalizm hakkında “çok partili rekabet” ve burjuva demokrasisini savunan revizyonist çizgidir. Bu, Parachanda’nın çizgisine karşı olan, 2005 itibariyle yüzseksen derece çark etmiş olan parti çizgisini eleştirmek yerine, ne yazık ki şu ana kadar,farklı taktikler önermekle sınırlayan, yoldaşlara kötülüktür/zarar vermektedir62.

Onlar, Partiye komuta eden revizyonist hattın, Nepal’deki Halk Savaşını tasfiye eden çizgilerini  neden önce örtbas ettiler ve daha sonra, bu çizginin içeriği hakkında kısa da olsa hiçbir şey söylemeden “revizyonist” etiketi yapıştırıdılar? Bu çabada önemli rol oynamış olan Maoist Komünist Parti-İtalya (MKP-İtalya), “Partileri bir belge üzerinde birleştirmemize gerek yok, ama uluslararası bir merkez oluşturmak için maddi bir güç olacak” ve “Prachanda “revizyonizmi” ile ilgili görüşleriniz ne olursa olsun, şimdi, BKPN(M) olmadan uluslararası bir organizasyon yaratamayız” 63 diyerek bize bir ipucu vermekte. Bütün bu projeyi karakterize eden böylesine ilkesiz birlik türü için, samimi formülasyonundan ötürü MKP-İtalya’ya teşekkür etmeliyiz. “Bir belge üzerinde” birlik, en azından ortak ilkeler temelinde bir birlik ihtimaline sahip olmalıdır. Ama bu gereksiz görülmektedir. Önemli olan “maddi güçtür” ve BKPN(M)’nin “maddi gücü” olduğundan, revizyonist bir çizgiyi takip etse de, “komünist hareketin yeni birliğinin” parçası olmalıdır.

Ve bunu söyleyen insanlar kendilerini Maoist olarak adlandırıyorlar, ideolojik ve siyasi çizginin doğruluğu ya da yanlışlığının her şeyi belirlediğini sürekli olarak vurgulayan, Mao’nun kendisiydi. Demeki çizgi—dünyanın nasıl olduğu ve onun nasıl dönüştürüleceği anlayışı, sorunun ne olduğu ve çözümünün ne olduğu—bir örgütün, komünist devrimi gerçekten ilerletmeye katkısının mümkün olup olmadığını ya da aslında bu devrim için revizyonist bir engele dönüştürüp dönüştürmeyeceğini belirler. BKPN(M)’in maddi güce sahip olduğu şüphe  götürmez, ama o, nesnel olarak Nepal ve dünya halklarının kurtuluşuna, eski devletin yıkılmasına ve gerçek sosyalizm kurmaya karşı olan bir çizginin hizmetinde olan maddi güçtür.

Bu bizim için önemli mi? Dünyayı anlamak ve onu dönüştürmek için sahip olduğun görüşün, gerçekten kurtuluşa mı götürdüğü, ya da kitleleri sonsuza kadar bu sistem altında esir tutmak anlamına mı geldiği önemli mi? MKP-İtalya’dan alıntı yaptığımız formülasyon, hangi amaç için maddi güç olmak konusunda kaygı duymaksızın, bunun önemli olmadığını, şimdi önemli olanın “maddi güç” ve etki sahibi olmak olduğunu bize söylüyor.

Eğer, bu sistemin sefaletinde kurtulmaları için gerçekten kitlelerin mücadesine önderlik etmek istiyorsak, ilk etapta, komünistlerin maddi dünyanın geçeklerine denk düşen ve  gerçekten insanları kurtaran bir devrime önderlik etmeklerini mümkün kılan, bir çizgi etrafında birliklerini tesis etmeye, kendilerini komünist olarak adlandırmalarına rağmen, BNKP(M)’nin revizyonist çizgisi gibi-gerçekte halka ve devrime ihaneti temsil eden-yanlış çözümlerle aralarına ayrışım çizgi çekmek konusunda kaygı duymalıyız. Ya da Lenin’in dediği gibi: “Birlik öncesi, ve olası birlik durumunda, her şeyden önce sağlam ve keskin ayrışım çizgisi çekmemiz gerekmektedir”. 64

Bu, Devrimci Enternasyonalist Hareket (DEH)’i oluşturmak için uygulanan bir yaklaşımdı. DEH Deklarasyonu, temel ilkeler etrafında bir birliğin temelini tesis etti ve revizyonizmin ana biçimleriyle arasına ayrışım çigisi çizdi, bu ilkeleri kabul eden parti ve örgütler birleştiler; daha sonra başka bir belge, Yaşasın Marksizm-Leninzm-Maoizm buna eklendi. Bu gerçekten kurtuluşu elde etmek için nasıl hareket edileceği ilkesine dayalı bir yaklaşımdır.

Dünya komünist devriminin bir aşamasının sona ermesi ve yenisinin başlaması, ve bu bağlamda, dünyadaki değişiklikler ve olayların yanısıra, DEH’in temel belgelerinde ulaşılan göreceli birliğin ötesinde, ileri bir birliği talep ediyor ve etmekte. Diğer taraftan, DEH’deki farklılıklar, özellikle Peru ve Nepal olayları etrafında keskin olarak ifade edilen, şimdi de yeni sentez etrafında, daha belirgin hale gelmiştir. Bu ayrılıkları yazmaları ve tartışmaları için parti ve örgütlere birçok öneri çağrısı yapıldı, çok az cevap alındı.  Avakian özellikle, yeni sentez hakkında yorum yapmaları için başkalarına birçok kez çağrıda bulundu ve buna karşı olanlara da, onun (yeni sentezin), içeriğini eleştirmelerini önerdi. Böyle eleştiri, ilkeler temelinde, doğru veya yanlış olsun, temel olan şeyi açıklığa kavuşturmak için mücadeleye katkıda bulunacaktır: dünyayı anlamak ve onu dönüştürmek ve, bu temelde, pratikte daha derin ve daha doğru bir anlayış ve yetenek elde etmek için. Bu talebe cevap, çoğu durumda, ya susmak olmuştur veya insanları özgürleştirmenin daha fazla ve daha iyi nasıl ilerletileceğini önermeye cesaret ettiği ve başkalarının, bu önerinin içeriği hakkında görüşlerini, lehde veya alyehde, belirtmelerini istediği için Bob Avakian’a karşı, bir dizi kişisel saldırılar, çarpıtmalar ve iftiralar şeklinde olmuştur. Yeni sentezle hem fikir olduklarını dile getiren diğer DEH örgütleri de, mesela İran Komünist Partisi (MLM), yukarıda bahsedilen Afganistan (M) KP belgesinde görülebileceği gibi, tavırlarının çarpıtılması ve kişisel saldırı yağmuruna katlanmak zorunda kalmışlardır.

Bu bağlamda, çok keskin hale geldiklerinde bile, bu tartışmalar ve iki çizgi mücadelesinde ısrar etmek vazgeçilmezdir, gerçekliğe ve kitlelerin çıkarlarına neyin karşılık geldiğinin neyin gelmediğinin açıklığa kavuşturulmasına katkısı olur, mücadele ilkeler üzerine ve proleter devrimin nasıl ilerletileceğinin “önemli sorularına” odaklandığı sürece, gerçek tavırlar ve karşıtlarının en iyi argümanları dikkate alınır. Ancak, karşıtlarının çarpıtarak ve uydurma  tavırlarına, sözde kimin kime ne yaptığı hakkında dedikodular, hikayeler, kişisel saldırı ve iftiralar yaymaya dayanan “mücadele” yöntemleri son derece zararlıdır: bunlar tartışma kapsamında olan ilke sorunlarını gizler ve bulandırır, kitleleri demoralize eder veya burjuvazinin kullandığı aynı yöntemlerle, karalama ve iftirayla onları eğitir, bunlar nesnel olarak sınıf düşmanlarına yardım eder ve devrimci liderlere saldırılarını kolaylaştırır, ki bunlar “devrimciler arasında kavgalar” olarak gizlenebilir. Bunlar her devrimcinin tanıması ve eleştirmesi gereken oportünist mücadele yöntemlerdirler.

DEH içinde ilkelerden uzaklaşma gözönünde bulundurulduğunda, MKP-İtalya, KPA(M) ve KPH(ML)N “MLM Komünistlerin” başka bir uluslararası örgüt kumalarını öneriyor, tartışma konusu sorulardan herhangi birini çözmeden ve bu yeni organizasyon için ilkeli bir birlik temeline açıklık getirmeksizin. Onlar basitçe, şunu beyan ediyorlar, ” Bu yeni uluslararası örgütü oluşturmak için her yönüyle revizyonizmden kopmalıyız ve özellikle mevcut krize ve DEH’in çöküşüne yol açmış olanlardan, yani Devrimci Komünist Parti, ABD’den Bob Avakian’nın post-MLM ‘yeni sentezi’, ve BKPN (M)’de Prachanda / Bhattarai tarafından tesis edilen revizyonist çizgiden”. 65

Biz zaten, en azında MKP-İtalya için Prachanda’nın “revizyonizminde kopmanın”, ille de 2005 yılından beri bu çizgi rehberliğindeki BKPN(M) ile yeni bir “MLM uluslararası komünistlerin örgütü” uymayacağı anlamına gelmediğini zaten gördük, ve KPA(M) bize, “nihai yenilgiden sonra sadece dört yıl geçti- veya Nepal’de yaklaşan zaferin son aşamasından…” 66 garanti etmekte. Bu açıklama inanılır gibi değil: Bir tavır almıyorlar! BKPN(M) tarafında kabul edilen revizyonist çizgiden dolayı halk savaşının sona erdirilmesi “nihai yenilgi” veya, belki de tersine, “Nepal’de zaferin yaklaşan son aşamasını” temsil edebilir. Onlar, “ BKPN(M)’de Prachanda /Bhattarai tarafından tesis edilen revizyonist çizgiden” söz ederlerken, “yargıyı askıya alarak” bu çizgi temelinde kabul edilen politikaların sonucunun “nihai yenilgiyi” mi yoksa “Nepal’de yaklaşan zaferin son aşamasını”mı temsil ettiğini “bekleyip görecekler”. Komünizm ve enternasyonalizmin bakış açısından gerçekten gerekli olan, Nepal’deki yoldaşların (ve dünya çapında komünistlerin), 2005 yılında BKPN (M) tarafından kabul edilen revizyonist çizgiyi tanımaları ve tamamen eleştirmeleri için mücadele etmektir, ABD, DKP’nin o zamandan beri yapmış olduğu gibi. Aksine, DEH, uluslararası komünist hareket ve Nepal halkı için böylesine önemli bir sorunda, MKP-İtalya ve KPA(M)’in hareket tarzı, onların uluslararası “MLM” projelerinin, bu konuda da ilke eksikliği olduğuna başka bir göstergedir. 67

Daha önemlisi ve çirkin olan, Bob Avakian’nın yeni sentezini “revizyonist” olarak damgalayıp, yeni sentez içeriğine herhangi bir eleştiri yapmadan, DEH’i bölmeye çalışarak, başka bir uluslararası örgüt kurulmak için halka çağrıda bulunuyorlar. Bu bir komünist parti veya uluslararası komünist örgüt içinde, çizgi üzerinde keskin farklılıklar olduğunda, uygulanacak komünist yönteme tamamen terstir. Doğru komünist yöntemle, diğer tavırları ciddi olarak analiz edersin, argümanlar ile, onun gerçekliğe ve komünizme doğru ilerlemeye denk düşmediğini gösterirsin, ve bu temelde, daha doğru bir çizgi etrafında birleşebileceğin herkesle birleşirsin. Sadece mantıklı eleştiri ve ilkeli bir mücadele temelinde başka tavırları revizyonist olarak karakterize etmek doğru ve sadece iki çizgi mücadelesi sonuna kadar sürdürüldükten sonra, diğer çizginin devrimci ilerleyişe karşı olduğu kanıtlanmışsa ve onun savunucularının kazanılması mümkün değilse, örgütsel önlemler almak uygun olur. Bu şekilde hareket etmek çok önemlidir, çünkü karşıt konumda olanların yanlış olarak ele aldığı nesnel sorunları daha doğru biçimde anlamak, açıklık getirmek ve birleleşebileceğimiz herkesle doğru çizgi etrafında birleştirmek, sadece bu şekilde mümkün olabilir. Bu metod, örneğin, Marx’ın anarşistlerle mücadelesinde, Lenin’in İkinci Enternasyonal’in revizyonizmi ile mücadelesinde ve Mao’nun Kruşçev revizyonizmi ve Çin’de kapitalist yolcular ile  mücadelesinde uyguladıkları metoddur. Bu yöntem, ABD, DKP ve diğerlerinin, Peru Komünist Partisindeki iki çizgi mücadelesi yanı sıra, daha güncel olan Nepal’deki çizgi mücadelesinde uygulamak için mücadele ettikleri yöntemdir. Bu, “Revizyonizm değil, Marksizm uygulayın; bölmeyin birleşin; açık ve samimi olun, hile ve entrikalarla/tertiplerle uğraşmayın” ilkesinde özetlenmiş olan yöntemdir. 68

KPA (M)’nin ve diğerlerinin dokümanlarını analiz etme temelinde gösterdiğimiz gibi,  “yeniden örgütleyiciler” Marksizm uygulamıyorlar dolayısıyla onlar, yeni sentez tarafından ele alınan kilit sorular etrafında iki çizgi mücadelesi geliştirme yerine, Maoist Yol/ Vía Maoísta sayfalarını dolduran kişisel saldırılara, dedikodulara ve söylentilere başvurarak DEH’i bölmeye gidiyorlar. Bunlar çok zararlı ve ilkesiz yöntemlerdir, ki, Bob Avakian’nın yeni sentezi üzerindeki düşüncelerinden bağımsız olarak, tüm komünistler tarafından eleştirilmeli ve reddedilmelidir.

DEH’i bölmeye  çalışırlarken, To top it all off,/bunun üstüne, DEH’in “kriz ve çöküşünün” sorumluluğunu Avakian’ın üzerine atmaya çalışmaktadırlar. DEH’in mevcut krizi Bob Avakian’ın yeni sentezinden kaynaklanmamıştır. Sınıf mücadelesinde, objektif sorunlar karşısındaki iki çizgi mücadelesi nedeniyle, özellikle yeni senteze karşı olanlar tarafında bu sorunlar üzerinde ilkeli tartışmaya girmeyi reddetmeleri nedeniyle ortaya çıkmıştır. Bu komünist teori ve pratiğin kapitalist restorasyon karşısında, birinci aşamanın sonunda, yeni koşullar ve komünist devrimin yeni aşamasının taleplerini geliştirmek için nesnel gereksinimine bağlı olarak ortaya çıktı. Örneğin, KPA (M)’in tavrında, ya da bazı başka bir formda, burada ele aldığımız “Gonzalo düşünce” formülasyonlarında, yansıyan bu dogmatik eğilim, Mao’nun büyük katkısını göz ardı eden ve ya saptıran ve komünizmin devrimci ve bilimsel özünü dıştalayan, çarpıtılmış “Marksizm-Leninizm-Maoizme” sığınarak bu ihtiyacın varlığını inkar eder. Diğerleri, BKPN (M)’in komuta çizgi gibi, yeni koşullar adına, sosyalizmin bütün önceki deneyimlerine saldırmakta ve esas olarak negatif olarak dışlamaktadır, 18. yüzyılın burjuva demokratik teorisini, 21. Yüzyılın yeni komünizmi olarak sunmaktadır.

Komünist teorinin daha da geliştirilmesi için, nesnel ihtiyacı karşılamanın yollarını araştıran ve onun bilimsel temellerini güçlendiren ve yeni komünist teorik bir çerçeveye oturtan, Bob Avakian’ın yeni sentezine muhalif olmakla, bu hatalı eğilimler karması, bir “birlik” noktası  buldular. Sorun sadece onların, ezilen kitlelere dünya çapında komünist devrim için, neyin nesnel olarak büyük bir umudu temsil ettiğine muhalefet oluşunda yatmıyor, daha ziyade muhalefet oluşlarını tartışmayı ve ciddi olarak savunmayı reddetmeleri yanı sıra, yanlış beyanlar, entrika ve bölücü metodları kullanmalarında yatıyor. Burada KPA (M) ‘nin tavrına özel dikkat çektiysek, bu onların kesinlikle kötü örnek oluşundan değil, aksine, çünkü onlar, yeni sentezin içeriğini eleştirmeye girmemelerine rağmen, en azından bir şey ile cevap verdiler. İki çizgi mücadelesini sonuna kadar yürütmek yerine, bu güçler,  uzatmadan, basitçe DEH’i tasfiye etmeyi ve bölmeyi ve sosyalizm, devlet, halk savaşı ve diğer sorular üzerine zıt pozisyonları uzlaştırmaya çalışan başka bir örgüt kurmayı tercih ettiler, hatta bu birliğin siyasi ideolojik temelini belirtmeden, sözde “Marksizm-Leninizm-Maoizm” haricinde.

11. Bilim mi Pragmatizm mi?

 

12. Nesnel gerçekliği mi kendimize temel alacağız yoksa keyfimize göre bir gerçeklik mi icat edeceğiz?

 

13. Milliyetçilik mi enternasyonalizm mi?

 

Bu metin boyunca yeni senteze karşı dogmatik ve daha açıkçası burjuva-demokratik eğilimlerin birkaç yaygın ve ortak yönlerine dikkat çektik: onlar, sosyalizmin ve genel olarak öceki komünist devrim aşamasının acilen bilimsel bir değerlendirmesine olan ihtiyacı reddedmekteler, Mao’nun, devrimin proletarya diktatörlüğü altında devam ettirilmesi teorisine herhangi ciddi bir önem vermeyi göz ardı edip, geçmişin şu ya da bu modeline takılıp, pragmatik ve enstrümantalist bir yöntem uygulayarak “Maoizmi” silahlı mücadele için bir reçeteye indirgiyorlar.

Başka bir ortak payda ise milliyetçiliktir. Daha önce de dediğimiz gibi, pragmatizme ek olarak, geçmişte ve günümüzde, milliyetçilik, komünizme sosyalist geçiş sorunları ile uğraşmanın reddedilmesi eğilimlerinin, başka bir karekteristik kaynağıdır. Özellikle ezilen ülkelerde, emperyalizm çağında hala iki tür devrim ve devrimci hareketin mümkün olduğunu pratik göstermiştir: dünya kapitalist sisteminin sınırlarını aşmayan devrimler ve devrimci hareketler (Mao’nun tabiriyle, eski türde burjuva-demokratik devrimler) ve dünya kapitalist-emperyalist sisteminin sınırlarını aşan, sosyalist dönüşüme yol açan ve dünya komünist devriminin parçası olan, yeni demokratik devrimler. Bildiğimiz gibi, Çin Devrimi ikinci türde devrime örnektir. Birbirinden çok farklı olmalarına rağmen, Vietnam, Küba ve Nikaragua devrimlerinin ilk türde devrimler oldukları ortaya çıktı: doğrusu, o zamanlar desteklenmesi gereken popüler devrimler, ancak dünya kapitalist-emperyalist sistemin sınırlarını aşamadılar ve dolayısıyla sonuçta, o ülkeleri emperyalist hakimiyetten kurtaramadılar, komünizme doğru sosyalist yola girmekte çok daha az yol aldılar.

Bahsedilen örneklerin gösterdiği gibi, devrimin bir türü ve diğeri arasındaki farkı belirleyen şey, öncü/önder gücün kendini komünist olarak adlandırp adlandırmaması değildir, tersine, tüm dünyada dört bütünün/tümün ortadan kaldırılması yönünde, dünya komünist devriminin bir parçası olarak, devrimin bu ilk aşamasına, gerçekten öncülük edip etmemeleridir. Devlet kapitalizmi ve sosyalizm, revizyonizm ve devrimci komünizm arasındaki farkı ayırt etmeyen, komünizme geçiş sorunlarını iktidarı ele geçirdikten sonraya erteleyebileceğine inanan bir çizgi, Vietnam’da olduğu gibi, proleter devrimi durduran revizyonizm olarak son bulacaktır. Eğer, dünya emperyalist sisteminden, dünyada komünizme, dünya-tarihsel geçişi ile uğraşımıyorsan, kendi içinde bir amaç olarak “ülkemin” kurtuluş hedefi ile sınırlı devrimci milliyetçi konumun ötesine gidemeyeceksin (ki, ironik olarak, emperyalist çağda buna bile ulaşamayacaksın).

Yeni enternasyonal organizasyonun örgütleyicileri tarafından, (pragmatizme ve enstrümantalizme ek olarak) “halk savaşı” hakkında, sosyalist geçişin sorunlarını ele alma yerine onu soyutlayan, tüm yutturmacalarının sorunu budur. Açıkçası, farklı diğer burjuva ve revizyonist güçler tarafından ortaya konmuş olan, komünizm hedefinden izole edilen veya karşısına konulmuş olan silahlı mücadele, halk savaşı değildir, ve son tahlilde kimseyi kurtaramaz.

Bu aynı zamanda, Peru Komünist Partisinin “Maoizm de temel şey İktidardır” formülasyonun ve diğer formülasyonların da sorundur. 80 “İktidar olmadan herşeyin hayal olduğu” tamamen doğru, ve Avakian’nın dediği gibi “Devlet iktidarı istemek doğrudur. Devlet iktidarı istemek gereklidir. Doğru insanların, doğru sınıfın elinde, doğru şeylerin hizmetinde, Devlet iktidarı iyi bir şeydir—devlet iktidarı harika bir şeydir: sömürü, baskı ve toplumsal eşitsizliğe son vererek, insanların her zamandakinden daha yeni ve daha fazla biçimde gelişeceği yeni bir dünya, komünist bir dünya, meydana getirmek için” 81. Ancak, iktidarın Maoizmde temel şey olarak alınması, (ve hatta PKP’nin başka bir hatalı formülasyonu gibi, komünizmin tüm bilimini “esas olarak Maoizm” olarak kavrarsa eğer) sadece Maonun yapmış olduğu muhteşem katkılarının, devrimin proletarya diktatörlüğü altında devam ettirilmesi teorisini, inkarına yol açmakla kalmaz, ama aynı zamanda, artık hiç bir devletin olmadığı komünizm yerine, iktidarı ele geçirmeyi ve uygulamayı nihayi hedef haline getirirsin, bu, objektif olarak, özellikle ezilen ülkelerde devrimci milliyetçiliğe doğru bir sapmayı yansıtır, ki bu, emperyalizme karşı mücadele etme gerekliliğini kabul eder ama sınıfların ortadan kaldırılmasına ulaşmayı etmez 82.

KPA (M) “Bob Avakian’nın sentezini” ve ABD, DKP’ni, kendi Manifestosunu yaydığı için, komünizmin temelleri ve yeni senteze ilişkin bakış açılarını özetleyen ve uluslararası komünist hareketteki çizgi mücadelesini analiz eden, KPA(M)’nin kendisinin DEH’in “krizi ve çöküşü” olarak karekterize ettiği bir durumda DEH ve Deklarasyonu hakkında konuşurlarken kendilerini sınırlayan ve Manifesto’da83 DEH’e fazla sayfa ayırmayan, “dar milliyetçi ve üstünlükçü vizyona” sahip olmakla suçluyor. Aksine, “dar milliyetçi görüş”, komünist devrimin daha iyi nasıl ilerletileceğine ilişkin, yoruma ve tartışmaya sunulan bir öneri ile karşı karşıya geldiğinde, onun içeriğine cevap vermeyen bunun yerine böyle bir öneri yapma eylemini ve tartışmaya sunulmasını “üstünlükçü” olarak gören, hegemonizm, “DKP DEH’in varlığını ve çabalarını tamamen hiçe saymakta “, vb olarak düşünenlere tekabül eder. Eğer bana bir teklif sunarsan, benim üzerimde bir “üstünlük” sağlamaya çalışıyorsun ve beni “tamamen görmezden geliyorsun”! Bu nasıl bir enternasyonalizmdir? İnsanlığın kurtuluşu için herhangi bir endişe duymak bunun neresinde var? Eğer insanlığın kurtuluşunu istiyorsan, ve dünyayı gerçekten olduğu gibi anlamak istiyorsan, herhangi ciddi bir öneriye ilgin büyük olurdu. Eğer geçmişte takılıp kalmışsan, dogmatizm ve milliyetçilik, öneri yapma eylemini, bu dogmayla çelişen bir “üstünlük” olarak görürsün.

“Dar milliyetçi vizyon”dan çok uzak olan, Yoldaş Avakian’ın yeni sentezi, enternasyonalizmin maddi ve felsefi temellerinin doğru anlayışını daha da derinleştirdi, “nihai ve genel anlamda, dünya arenasının –herhangi bir ülkede devrim açısında bile—neden, en belirleyici olduğunu, özellikle bu kapitalist emperyalizm çağında sömürünün bir dünya sistemi olduğu, ve bu anlayışın devrime yaklaşımın içine, belirli ülkelerin yanı sıra dünya ölçeğinde, nasıl dahil edilmesi gerektiğini” analiz ederek,84 dünya devriminin, sosyalist bir ülkenin savunulmasına tâbi kılan milliyetçi sapmaları eleştirerek, ve enternasyonalizmin bir ülkenin proletaryasından diğerine uzanan bir şey olmadığı ancak onu ilerlettiğinde/ geliştirdiğinde ısrar etti, Lenin’in sözleriyle, “uluslararası proleter devriminin, propagandasında ve ivme kazandırılmasında, benim payıma düşen hazırlık”.

Enternasyonalizm uygulamak ne demektir ve milliyetçilik uygulamak ne demektir? ABD, DKP’nin yaptığı gibi, DEH’in oluşturulması ve geliştirilmesi için büyük ihtiyaç olduğunda, kaynaklar ve çaba tahsis etmek mi yoksa daha sonra “hegemonizm” suçlamaları başlatmak için kenarda kalmak mı? Gonzalo yakalandığında “Başkan Gonzalo’nun hayatını korumak için yeri göğü ayağa kaldır” kampanyasını teşvik eden, yakalanmasından bir yıl sonra “barış anlaşması” önerisiyle karşı karşıya kaldığında, bilimsel sonuçlara ulaşabilme doğrultusunda durum ve iki çizgi mücadelesinin analizinde DEH’in enternasyonal görevini yerine getirmesi için mücadele mi yoksa böyle bir analizin, özellikle Peru’daki halk ve/veya “siyasi gerçeğe” tutunmuş insanalar için  bir mesele olacağında ve Gonzalo’nun “Yeni Kararı ve Yeni Tanımlamayı savun ve bunun için mücadele et!” de ifade edilen oportünist hattı ile bir ilgisi olmadığında, bunu kanıtlayan belgelerin artmasının aksine, ısrar etmek mi? Peru’daki oportunist çizginin komünist bir eleştirisini geliştirmek mi yoksa onu bir “aldatmaca” ve “siyah kusmuk”, PKP ve kitlelerin elinde zor durumla nasıl baş edeceğinin bilimsel analizini çalan, türde sıfatlarla sınırlayan eleştirilerin basit tavrının kuyruğuna takılmak mı? Peru’daki ve Nepal’deki halk savaşının önemli tecrübelerinin derslerini bilimsel değerlendirilmesi için tartışma yapmakta ısrar etmek mi, yoksa prestij ve “maddi güç” çıkarların dar hesaplarına bağlı olarak hiç bir bilimsel değerlendirme yapmadan şu veya bu mücadeleyi teşvik etmek için atılmak mı? Son olarak, onun, sadece bu yeni aşamada komünist devrimi ilerletmek amacıyla komünist teorinin geliştirilmesi gerekliliğini kabul etmesi, ve başkalarının da bu aynı çabaya katkıda bulunmaları için çağrı yapması, Avakian’ın sağlam enternasyonalist yönelimine kanıttır, ama aynı zamanda, başkaları ona karşı kısır kişisel saldırılar başlattığında ve bu sorunların tartışılmasına tahammül bile etmeyeceklerini açıkladıları zaman, o, DEH’de “iyi ilişkiler” sürdürmenin dar grup çıkarlarına, özgürlük mücadelesinin ihtiyaçlarını feda etmeyi reddetmekten tereddüt etmedi.

Yoldaşlar,

Uluslararası komünist harekette, dünya komünist devrimi ve insanlığın kurtuluşu yolunda ilerlemek üzere iki çizgi mücadelesine dalmış bulunmaktayız. ABD, DKP’nin, kendi saflarındaki revizyonizme karşı mücadeleyi anlatması, Manifestolarında,son derece faydalı olmuştur. Yukarıda da belirttiğimiz gibi, biz de, Devrimci Komünist Örgütü, Meksika’da, esas olarak geçen yüzyılın komünist hareketinin deneyimlerine, teori ve metodlarına dini takılma eğlimlerine, Bob Avakian’ın yeni sentezinin yeni ve derin katkıları ile cebelleşmeye karşı çıkanlara, karşı keskin bir mücadeleden geçtik. Uluslararası komünist harekette yeni sentezi destekleyen diğerleri gibi, akılcı eleştirileri selamlıyoruz ve yeni sentezle cebelleşiyoruz ve yapılacak daha çok şey olduğunu net bir şekilde görüyoruz. Dünya komünist devriminin yeni aşamasını doğru olarak yönlendirebilmek için, komünizmin, teori ve partiğinin geliştirilmesi için birçok katkının yapılmasına daha çok ihtiyaç vardır.

Burada kabataslak sunduğumuz, ilkesiz dogmatik birlik ve daha açıkçası burjuva-demokratik pozisyonlar, kendilerini bu dehşet sisteminde kurtarmak için, acilen komünist devrime ihtiyacı olan kitlelerin sırtında bir bıçaktır, ve ancak geçmişin kalıntıları olmaya ve daha kötüsüne yol açar. Bu kurtuluşa giden yol, düşüncedeki ve genel olarak enternasyonal hareketteki yanlış eğlimlerden kopmayı gerektirir; iki çizgi mücadelesini sonuna kadar devam ettirmeyi gerektirir, komünizmin yeni senteziyle ciddi ve eleştirisel cebelleşmeyi ve onu her yerde devrimci pratikte uygulamayı, her ülkede ve dünya ölçeğinde, bu temelde, komünist devrimin yeni aşamasının zorlukları ve dünya komünizminin ve insanlığın kurtuluşu için mücadelenin yeni ve tarihi gelişmelere ulaşma olasılığını ve gerekliliğini k ölçebilecek, geleceğin öncüsünü inşaa etmeyi gerektiri.

– May, 2012

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s