Venezuella: Chavez’in Sınırlılıkları ve Çelişkileri


va“Venezüella zenginlik ve yoksulluk arasında derin kutuplaşma üzerine oturan bir toplumdur. Şehirlerdeki işgücünün %40’ı resmi olmayan ekonominin tuzağındadır. Bunlar işportacılık, taksi şoförlüğü gibi işlerde çalışmaktadırlar. Şehirlerde nüfusun esası büyük çiftliklerde, kenar mahallelerde ikamet etmektedir. Tarım, güçlü durumda bulunan toprak oligarşisi tarafından kontrol edilmekte ve temel toplumsal ihtiyacı karşılayamamaktadır. Ancak yoksul köylüler ve küçük çiftçiler, küçük toprak parçalarına sahiptirler. Toprak ağalarının finanse ettiği paramiliter güçler beş yılı aşkın zaman dilimi içinde 150’den fazla köylü liderini katlettiler.”

 

Site Editörünün Notu: Okumakta olduğunuz yazı, ABD Devrimci Komünist Partisi yayın organı Revolution (Devrim)  gazetesinin 16 Aralık 2007 tarihli sayısında Raymond Lotta tarafından kaleme alınan bu yazı, Devrimci Demokrasi tarafından çevrilerek, 131/132. sayılarında  (Nisan/Mayıs 2008) yayınlanmıştır. Yazının güncelliğinden dolayı, sitemizde paylaşmayı uygun görüyoruz.

 

         1-Açığa çıkarmak!

Anayasayı değiştirme niyetini ilan ettikten bir süre sonra Chavez, 2006 yılında Venezüella’da yeniden başkan seçildi. Başkan olarak elindeki yetki sınırlılıklarına son vermek amacıyla hazırlanan ve başkanı olağanüstü yetkilerle donatmak için sunulan öneriler itilaflıydı.

Kendisince “21.Yüzyıl Sosyalizmi” olarak adlandırdığı gidişat yolunda önemli ve gerekli adım olan Yerel Yönetim Konseyleri tedbirlerinin artırılması eşliğinde Chavez, adı geçen reformları ileri sürdü.  Venezüella’daki gerici ve liberal muhalifler bu tedbirleri diktatöryel yönetime geçiş olarak açıkladılar.

ABD emperyalizmi, referandum muharebesinde her zaman ana faktör ve oyuncu durumundaydı. ABD yönetimi seçim kampanyası boyunca Chavez’i demokrasi düşmanı olarak lanse etti. Sokaklara dökülen Anti-Chavez öğrenci gruplarını açıktan destekledi ve Chavez karşıtı güçlere mali imkanlar sağladı. ABD medyası, Chavez muhaliflerine kampanya boyunca bir kürsü tahsis etti. Chavez’in üst düzey eski kurmay subayı , Savunma Bakanı ve kısa bir süre önce Chavez karşıtı bir tutum alan Raul Baduel, hile prosedürü içinde acilen Chavez Hükümeti’ni değiştirecek önerilerin “dikkatle belirlenmesi” için askeri subaylara çağrıda bulundu. Baduel, verdiği mesajlarda en azından mümkün olan bir darbe isteğini-hissini ortaya koymuş oluyordu.

Venezüella Hükümeti’nin ele geçirdiği ve Venezüella CIA hücresine ait gizli notta ABD, Chavez karşıtı yürüttüğü iftira ve entrika kampanyasının bütün detayları açığa çıkarıldı.

ABD emperyalizminin, Chavez rejimini istikrarsızlaştırma ve suikast girişimlerine karşı kararlıca karşı konulmalıdır. Ve biz, ABD’de yaşayanlar bu bilinçle hareket etmek gibi özel sorumluluklarımız bulunmaktadır.

Chavez ve sıkı takipçileri geçmişte özellikle yoksullar arasında eskiden topladığı kadar destek elde edemediler. Diğer yandan ise bir süredir parçalı ve itibardan düşmüş gerici muhalifler, Chavez’e karşı yeniden güven ve güç kazandılar. ABD’deki bir kanıya göre Venezüella’da iktidara kesin egemen olmak isteyen halk, Chavez tarafından ötelenerek engellendi. Ancak Chavez taraftarlarından gelen değerlendirmede ise Chavez’in referandumun ortaya çıkardığı sonuçlara gönüllü olarak boyun eğmiş olması onun demokrasiye bağlı olduğunun açık ispatı olarak açıklanıyordu.

Gerçekler ise oldukça farklı. Hugo Chavez, Venezüella’yı sosyalizme götürmeye rehberlik etmemektedir veya halka yakın görünen “katılımcı demokrasi” anlayışı ise toplumun egemen ekonomik ve sosyal ilişkilerinin üzerinde durmaktadır. Hugo Chavez, var olan ekonomik düzen içinde ulusal-kapitalist bir proje sürdürmektedir. Bu proje içinde büyük hacimli gerici darbe girişimine engel olmak da dâhil, Venezüella’da icra edilmekte olan iç politik yerleşik geleneklerini değiştirme niyetidir.

ABD tarafı ve onun Venezüella’daki ittifakları, soyut türden bir demokrasiyi temsiline hayır demektedirler. Bunun tam tersine ABD, kendi çıkarlarına daha doğrudan hizmet eden ve kurumsal olarak elit politik yönetime yakın olan bir tür demokrasiyi Venezüella’ya yeniden dayatmak istemektedir.

ABD, Hugo Chavez’e tahammül edemez. ABD’nin büyük dünya imparatorluğuna soyunduğu bir zamanda Chavez’i Batı-yarı küre ilişlilerinde düşmanca yıkıcı etkiler yaratan biri olarak görmektedir. ABD, 2002’deki Chavez karşıtı darbe girişimini destekledi. ABD, ister aktif biçimde gizli plan yapsın, isterse şu sıralarda bir darbe teşvik ediyor olsun, her halükarda Chavez’i güçsüz ve zayıf düşürme çabası içinde bulunmaktadır.

 

         2-Chavez’in “Bolivarcı Devrimi”

Hugo Chavez’in “Bolivarcı Devrimi” dört ana bileşime sahiptir:

a-) Petrolü, sosyal zenginliğin ve büyümenin motoru olarak kullanmak; Chavez, devlet mülkiyetindeki petrol şirketlerini elinde tutan çürümüş egemenliği kırarak, petrol pazarını değişik ve farklı hale getirip, petrol sektöründeki yabancı sermayeyle işbirliğine girmenin şartlarını yeniden müzakere ederek, petrol gelirlerini en geniş temelde kapitalist ekonomik gelişme için kullanıp büyük sosyal programlara sermaye temin etmek.

b-) Güney Amerika’da ticaret bloğu oluşturmak; Chavez, ABD’nin politik-ekonomik hakimiyeti altındaki geniş yarı-küresi etrafında manevra alanını ve pazarını genişletmek için daha yüksek bölgesel entegrasyon hamlesinde bulundu. Bu ise işlenmemiş hammadde, tarım ticareti ve finans vb. bölgesel iş bölümü ile ücretli emeğin sömürüsüne ve emperyalist sermayenin işbirliğinin devamı üzerinde yükselen bir stratejidir.

c-) Yürürlükteki devlet kurumlarının yeniden yapılandırılması; ABD yanlısı güçlerin 2002’deki darbe girişimi sonrasında, Chavez, ordu yönetimindeki sağcı subayları temizlemeye yöneldi ve ordu içinde kendisine bağlı subayları göreve atadı. Chavez, yönetim içinde yerini sağlamlaştırmak için mevcut parlamento içindeki büyük koalisyonu inşa etti ve bazı kesin reformları ve sosyal programları uygulayabilmek için parlamentoda yeni yasaların kabulünü sağladı. Chavez, muhalif güçlerin eylem özgürlüğünü kontrol altında tutacak tedbirler aldı.

d-) Halka yakın örgütlenmeler ve yapılar yaratmak; Bu yerel meclisler ve konseyler, ulusal-halkçı program etrafında halk kitlelerini toparlayıp harekete geçirmek ve ideolojik-politik olarak kitleleri bu program etrafında tutmak için dizayn edildi.

Chavez 2005’de “21.Yüzyıl Sosyalizmi” vizyonunu ileri sürdü. İçerik bakımından belirsiz olmasının ötesinde gerçek şudur ki, bu “sosyalizm” anlayışı, Venezüella’nın dünya emperyalist ekonomisine bağımlılığının devamı üzerine oturmaktadır ve Venezüella ekonomisinde petrol düzenleyici olarak tarihsel rolünü oynamaya devam etmektedir.

Venezüella zenginlik ve yoksulluk arasında derin kutuplaşma üzerine oturan bir toplumdur. Şehirlerdeki işgücünün %40’ı resmi olmayan ekonominin tuzağındadır. Bunlar işportacılık, taksi şoförlüğü gibi işlerde çalışmaktadırlar. Şehirlerde nüfusun esası büyük çiftliklerde, kenar mahallelerde ikamet etmektedir. Tarım, güçlü durumda bulunan toprak oligarşisi tarafından kontrol edilmekte ve temel toplumsal ihtiyacı karşılayamamaktadır. Ancak yoksul köylüler ve küçük çiftçiler, küçük toprak parçalarına sahiptirler. Toprak ağalarının finanse ettiği paramiliter güçler beş yılı aşkın zaman dilimi içinde 150’den fazla köylü liderini katlettiler.

 

         3) Chavez’in Yönetim Koalisyonu

Hugo Chavez 1998’de iktidara geldi. Chavez, özellikle işçi sınıfı ve yoksullar olmak üzere, halk içinde büyük popülariteye sahipti. Ayrıca eski politik sistemin engellediği sermaye kesimi ve orta sınıf içinde de epey destek aldı. 1980 ortaları ile 1990’larda yoksulluğun dalgalar halinde büyüdüğü ve ekonominin sert daralmalar yaşadığı yıllarda, eski yönetim eliti ve oligarşi oldukça geniş bir nefret toplamış ve inandırıcılığını yitirmişti.

Chavez projesi, uluslararası ticaret ve ekonomi içinde kaynaşmış yabancı sermaye ile petrole dayanan Venezüella toplumunu yeniden yapılandırma projesidir. İşçi Kooperatiflerinin kuruluşunu teşvik ederken, ülke içindeki büyük sermayeninin sağlam mevkilerine saldırmadan işi idare etmeye çalışmaktadır. Yine işlenmeyen toprakları ele geçirmeye çalışan bazı köylüleri desteklerken ve 150.000 kadar köylüye toprak dağıtırken, toprak oligarşisinin egemenliğine dokunmaktan uzak durmaktadır. Ulusallaştırdığı (veya yeniden ulusallaştırdığı) telekomünikasyon gibi sektörleri kar kriterlerine uygun işletmektedir.

Chavez, kendi özel “Birleşik Cephesi”yle, esas olarak ticaret ikliminin kabul edilebilir teminatı ve emperyalist özel sermaye kesimleri ile işbirliği istemektedir. Diğer yandan ise ülke içindeki sermayenin özgür politik hareketini sınırlamak için harekete geçti. Güçlü ve gerici kapitalist çıkarlarla ilişkili olan özel radyo lisanslarının iptal edilmesi girişiminin arkasında yatan sebep buydu. Ancak kapitalist elitler ekonomiyi üretim ve dağıtım kanalları ile yabancı sermayenin ilişkileri ve onların federasyonunun örgütlü gücü ile ticaret örgütleri üzerinde hâkim olmaktadırlar.

Chavez, sözde “merkezi liberal” azınlık güçler ile kendisine yanlı çoğunluk güçlerin egemenliğiyle beraber politik yönetimi sürdürmeyi becerebildi. Chavez, Raul Baduel gibi ABD karşıtı görevler yerine getirecek “ılımlı” ve “profesyonel” şahsiyetlere güvendi. Ancak eski ABD yanlısı oligarşinin temsilcisi değilse bile, Baduel, eski düzenin sağlamlaşmasının savunucusu ve ABD yanlısı Kolombiya ordusu ile sıkı bağlara sahip olduğu gün gibi ortadaydı.

Chavez taraftarları -her nasıl olursa olsun- ordunun kitlelere sempatik gelen “eşsiz” karakterini yazarken, başkaları Chavez’in ABD yanlısı güçleri ordudan temizlemesini tartıştılar. Bunlar tehlikeli görüşler ve aldanmalardır. Eski devlet yapısı halen parçalanıp dağıtılmış durumda değil.

Chavez’in gayretle koalisyonunu inşa girişimi, emperyalizmden ve statükocu korumadan kopma (veya çatışmayla) arasına “orta yol” bulmaya çalışmanın dışa vurumudur. Oysa gerçek bir devrim geniş halk kitleleriyle birleşmeyi arzular. Yalnız bu birlik yeni bir proleter iktidarın yaratılmasının hizmetinde olmak zorundadır. Bu ise eski düzeni temsil eden güçlerle çatışmadan kaçınanlara karşı koyarak olabilir. Chavez’in “orta yolu” sadece devrimin başarısını imkânsızlaştırmakla kalmamakta, aynı zamanda entrikacıların ve darbe niyetlilerinin çalışmasına gerçek olanaklar sunmaktadır.

Chavez kendi yönetim kadrosunu hâsıl etmek için başka bir şeye daha güvendi; seçim sırasında yoksul halk kitlelerinin harekete geçirilmesi. Bu harekete cevap olarak eski düzen kesimleri ve emperyalistler, Chavez’e karşı tepkiler ortaya koydular. Yukarıdan durmaksızın örgütlendirilen “dipten gelen baskı” Chavez’in “manda”sına dayanak oldu.

2006’nın sonunda Chavez yanlısı güçler Ulusal Meclisi ve Anayasa Mahkemesi’ni etkili biçimde kontrol altına aldılar. Chavez’in son yapmak istediği şey, kendi politik mevkisini anayasaya “sağlamca” yerleştirmeyi amaçlayarak kendisini büyük sermaye kesiminin manevralarını dışında bırakmayı mümkün hale getirip, bu genişletilmiş yetkiyle belirli ekonomik sektörleri ve yatırımları ulusallaştırmak ve Merkez Bankası’nı, merkezi hükümete daha yakından ilişkilendirmek oldu.

Hugo Chavez, Venezüella kapitalist sınıfının bir kesimini canlandırmakta ve küçük burjuvaziyi radikalleştirmektedir. Bu güçler, yabancı egemenlik tarafından haksızlığa uğramış ve dizginlenmiş olan kesimlerdir. Ancak emperyalist egemenliğin koşulladığı şartların dışına çıkıp bu koşullardan kopmayı istemeyen kesimlerdir.

 

         EKONOMİK DURUM!

Birincisi, ekonomi zorluklar içinde yürümektedir. Chavez yönetimi altındaki ekonomik gelişmenin odak noktası petroldür. Ve petrol gelirlerini kullanmak yoluyla tarımı bütün yönlerden geliştirerek gelir elde etmek yerine gıda ithal etmek, kapitalist şartlar içinde daha fazla “mali etkiye” sebep olmaktadır. Ne var ki büyük sermaye kendi ekonomik ve politik gündemini takip etmektedir. Büyük çiftlikler ve büyükbaş hayvan sahipleri fiyat kontrolüne karşı cevap olarak üretimi düşürdüler. Toptancılar ve perakende satıcılar, ihraç edilecek gıda maddelerini saklamakta ya da karaborsada yeniden satmaktadırlar. Bu durum gıda maddeleri (ve diğer ihtiyaçların) kıtlığı sonucu getirmektedir. Enflasyon yükselmektedir. Bu durum özellikle yoksulları ve orta sınıfı vurmaktadır ve gerici muhalifler bu ortaya çıkan memnuniyetsizliği örgütlemektedirler. Chavez ve taraftarları ekonomik problemin suçu olarak ekonomik sabotaj, Miami’ye kaçan sermaye, nakit para spekülasyonu olarak açıklamaktadır. Muhalifler hükümetin beceriksizliklerinden kaynaklı problemleri iğnelemektedirler. İleri sürülen her iki görüş içinde de gerçeklik payı vardır. Ancak altı çizilmesi gereken asıl problem orada gerçek anlamda sosyalist bir yapının olmamasıdır. Kırlık alanlarda büyük toprak ağalarının ve büyük çiftlik sahiplerinin iktidarını parçalayan ve ekonomiyi temelden yeniden örgütlemenin bir parçası olarak toprakları dağıtarak her yönden bir gelişmeye katkı yapacak ve toplumun gıda ihtiyacını karşılayacak kolektif temele dayanan bir toprak devrimi yaşanmamıştır. Venezüella toplumunun ekonomik kaynakları sosyal bakımdan kontrol altında değil; bu, devlet kapitalizminin ve özel kapitalist mülkiyetin galibiyetini hâkim kılan bir ekonomidir. Denge, birbirini tamamlayan ve kendine güveni geliştirerek bir başarı için birleşik bir sosyalist plan yok. Petrole ve dünya kapitalist pazarına bağımlılık, hükümeti, dünya kapitalist pazarındaki yarışı yakalamak için petrol sektörünü modernize etmek ve petrol gelirleri ile sosyal programlar için sermaye bulmak mengenesi arasına sıkıştırmıştır. Eski devlet sistemi Venezüella’da parçalanmamıştır. Toplumun büyük ezici çoğunluğunu harekete geçirerek toplumu değiştirmeye girişecek olan ve sömürülenlerin ve ezilenlerin eline iktidarı verecek ve bu devrimci süreci geriye çevirmek isteyen güçleri baskı altına alacak yeni bir proleter devlet iktidarı yaratılmış değildir.

 

POLİTİK DURUM!

İkincisi, Chavez koşulları altındaki sakat ve çelişkili ekonomik ölçüler ve ABD’nin yükselen müdahalesi ile politik durum çok daha fazla Chavez aleyhine dönmektedir. Chavez’in imtiyaz için öne sürdüğü öneriler, ayrıcalıklıların daha da kısıtlanacağı şeklinde algılayan gerici güçleri tahrik etmektedir. Bu aynı güçler taktik olarak yükselen huzursuzluğun politik bir çıkış için fırsat olarak görmektedir. Bunlar çoğu orta sınıfa mensup olan kesimlere, bütün haklarını ve mülkiyetlerinin ellerinden alınacağı spekülasyonu ile onları tahrik etmektedir.

Diğer yandan Chavez’in politik seçim temelini oluşturan bazı yoksullar, kendilerini artan bir hızla seyirci konumunda görmektedirler. Bunlar 2002 yılı seçimlerimde Chavez’i desteklemek maksadıyla sokaklara çıktılar. 2004 ve 2006 yıllarında Chavez’e yoğun kitlesel destek verdiler. Ancak bu anayasal değişimin ne anlama geldiği berrak değildi. Ve Chavez’in sosyalizm üzerine uzun nutukları ne anlama geliyordu? Evet, gecekondularda bazı sağlık klinikleri bulunmaktadır ama söz konusu toplumun kendisi hala bir gecekondudur.

Chavez’in uluslararası destekçileri ülkede halka yakın örgütleri övmektedirler. Ama emperyalist-kapitalist egemenlik altındaki üretim ilişkileri denizi içinde bulunan çok sayıda “Halk Meclisleri”, “Komünal Konseyler” hangi görevleri yerine getirecekler? Diyelim ki bu meclisler ekonomiyi devrimcileştirmek, onun temeli olan tarım ile güvenli ve dengeli bir ekonomi geliştirmek için “demokratik oylamada” bulunuyor olsunlar ve kır ile şehir arasındaki sosyal mesafenin üstesinden gelecek sulu tarım kaynaklarını belirlesinler. İyi de Venezüella halk kitleleri, devlet mülkiyetine yoğunlaşmayı gerektiren böylesi radikal ekonomik değişimi yaratacak olan ne gerçek bir sosyal kontrole ne de iktidara sahiptir. Ve diyelim bir yolunu bulup bu radikal değişimi yapmaya kalkmış olsunlar, bu durumda Chavez projesinin temeli olan petrolün altını tamamen kazımayı ve onu tamamen geçersizleştirmeyi getirecektir. Chavez’in önerdiği acil yetkiler, Chavez projesinin ihtiyaçların ve sınıf karakterinin yansımasıdır. Anayasal değişim ile esas olarak amaçlanan, ABD yanlısı sağcı güçlerin, rejimi zayıflatarak devirmesini engellemeye yöneliktir. Ancak Venezüella’daki gerçek bir devrim, zorlukları göğüsleyecek olan halk kitlelerini harekete geçirerek ve Chavez’in “yarı yol” sınırını aşarak daha ileriye yürüyecek ve nihayetinde kaçınılmaz olarak, Chavez tarafından yeniden yapılandırılmış olanda dâhil, eski devlet yapısının temsilcileriyle çatışmak zorunda kalacaktır. Ve bu projenin istikrarını tehdit eden devrim, hoşnutsuz ve muhalif olmaktan öte, devlet iktidarının düşmanlığıyla karşı karşıya kalacaktır.

 

            ORTA SINIFLAR!

Bütün sınıfların ve sınıf farklılıklarının üstesinden gelecek bir sosyalist devrim, birleşebileceği ve birleşmek zorunda olduğu orta sınıfların geniş kesimleriyle ideolojik mücadele yürütür. Eğer gerçekten dünyayı ve toplumu yeniden yaratmak ve şekillendirmek istiyorsanız ve eğer şeylerin gelişme yönü bu ise, o durumda insanlığı özgürleştirecek ve kendilerini değiştirecek şartları yaratmak için halkın yüksek coşkusuna başvurursunuz. Halkın kavrayış ve yeteneklerini uygulamanın ve yeni-radikal bir dünyayı ete kemiğe büründürmenin bir başlangıcı olarak, diğerleriyle beraber çalışmak ve onlardan öğrenmek ancak böyle bir ideolojik mücadele yoluyla mümkün hale gelir. Chavez ve bu hareketin sınıf bakış açısının yansıması, her iki dünya için en kötü karardır. Bu toplumu yeniden yaratacak radikal bir proje değildir. Chavez, lüks ithalat, arabalar için ucuz petrol ve fahiş derecede alış-veriş gibi desteklerle orta sınıfa rüşvet dağıtmaktadır. Diğer yandan orta sınıfın muhalefetine karşı öfkelenmekte ve sert çıkışlarda bulunmaktadır. Öğrenciler sokağa çıktığında -ki çoğunluğunun ABD yanlısı tutucular olduğundan şüphe yoktur- Chavez bu protestoları ayrıcalık isteyen çocukların bir hareketi olarak damgaladı. Ve Chavez, muhalefeti ihanetçi ve CIA etkisi altında kalmakla suçluyor.

Gerçek sosyalist bir toplumda, gençliğin ve öğrencilerin özel bir rolü vardır: Sosyalist projeyi sorgulamanın yolunu açmak ve bu yol içinde sosyalist topluma canlılık getirecek katkılarda bulunmak. Gerçek radikal-kurtuluşçu proje, sosyalizme karşıt perspektiften gelse bile muhalefeti teşvik eder. Çünkü şeyler yanlış olabilir ve halk bu şeyleri değiştirmek için mücadele edebilmeye ve protesto yapabilmeye muktedir olmalıdır. Ne ki halkın misillemeye uğramadığı ve gönül rahatlığı ile konuşabildiği bir toplum kurmak istiyorsunuz. Gerçek sosyalist bir toplumda ordu, muhalefeti ve protestoları bastırmak için kullanılmaz. Bir kez bu protesto yeni sosyalist sisteme karşı yönelse bile. Ancak proletarya devleti lakayt değildir. Toplumsal sorunları çözüme kavuşturmak için kitlelere önderlik etmek durumundadır. Halkın gerçekleri ortaya çıkarması için önderlik sorumluluğu vardır. Sosyalist devlet, gerçek muhalefet ile aktif olarak yeni toplumu yıkmaya yeltenenlerin ayrımını yapmak zorundadır. Ancak bu oldukça karmaşık ve oldukça büyük belirsizlik ve risk taşır. Çünkü Venezüella’daki öğrenci protestosunu ele aldığımızda muhalefetim sık sık darbe ve benzer temelde hazırlık yapan ve örgütlenen güçlerle iç içe geçmekte ve birbirine karışmakta olduğu görülecektir. Mesele şudur ki, iktidar korunmak durumundadır… ancak bu iktidarında korunacak değerde olması gerekir. Ve kitlelerin, sosyalizm altında bu türden karmaşık şartların ve sosyal ve siyasal sorunlara dair tartışmaların içine çekilmesi hayati önemlidir. Süreç içinde toplumsal yönelimdeki daha büyük sorumluluğa ve kendisini her bakımdan yönetebilecek ustalığa böylelikle kavuşacaktır.

SINIFLI TOPLUM VE ÖNDERLİK!

Hugo Chavez liderliğini kalıcılaştırmakla suçlanmaktadır. Ancak biliyoruz ki, sınıflı toplumlarda bütün politik sistemler bir sınıfın bir diğerini yönettiği bir diktatörlük biçimidir. Ve sınıflı toplumların politik sisteminde yönetici sınıf önderliğini şu ve bu yoldan kalıcılaştırır-kurumsallaştırır. Genel olarak istikrarlı emperyalist toplumlarda tarihte geliştirdikleri çok partili sistem ve seçim (egemenler içinde “bilinen rotaya” kimin önderlik edeceğini karara bağlayan) biçimini almıştır. Ezilen ülkelerde ise emperyalizm kendi ekonomik ihtiyaçlarına ve stratejik çıkarlarına uygun politik yapılar empoze eder. ABD emperyalizmi yeni-sömürgeci devlet mekanizmasını geliştirdi. Bu mekanizma ile uşak devletleri yeniden yapılandırmak ve şekillendirebilmek için darbelere ve işgallere girişmişti, (ABD’nin Irak’ta yaptığı ve Latin Amerika’da tekrarladığı gibi). Ve bu “kendi ülkemizde” 2006 yılında, kitlelerin Irak Savaşı’na karşı oy kullanmada karşılaştıkları şey, sistemin kendi iradesini temsil etmediği ve yönetici egemen sınıfın çıkarları dışında başka bir şey düşünmedikleri gerçeğiyle yüzleşmiş olmasıdır.

Sosyalist sistem yeni tipte bir önderliğe ihtiyaç duyar. Ezilenlerin çıkarlarına yoğunlaşarak, sosyal mülkiyet ve işbirliği temeline dayalı yeni bir üretim üslubu getirmek; kendisini ve toplumu yeniden yaratacak güçte yeni politik bir sınıf yönetimi yaratıp, korumak ve sınıfsız bir dünya olan komünizme doğru mücadeleyi yönetecek bir önderliktir bu. Karşı-devrimi baskı altına alacak ve kitleleri zincirlerinden boşandıracak yeni tipte bir önderliğim kurumsallaştırılmasına muhtaçtır sosyalist sistem. Üstesinden gelinmesi gereken zorluk Bob Avakian’ın da yazdığı gibi, önderliği korurken, aynı zamanda sosyalizm olan böylesi topluma ve devlete canlılık ve ruh katmak. Orada halkın büyük meseleler üzerinde münakaşalar yürüttüğü… orada yaratıcılığın, inisiyatifin ve eleştirel coşku atmosferinin teşvik edildiği ve oradan toplumsal dalgalar halinde, adım adım, geniş kitlelerle öncü arasındaki çelişkinin üstesinden bilinçlice gelmeye çalışan bir toplum.

Reklamlar

Venezuella: Chavez’in Sınırlılıkları ve Çelişkileri” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s