İsrail, Gazze, Irak ve Emperyalizm: Gerçek Problem ve Halkların Gerçek Menfaatleri


 12237184-0

Şimdilerde İslam Devleti (daha önce IŞİD ya da Da’ash ismiyle anılıyordu) olarak adlandırılan şey, Irak ve Suriye halklarının başına bir bela ve bundan başka bir şey olduğunu savunan herhangi biri, dini terör dayatmak için kafa kesmenin, etnik temizliğin ve ataerkil iktidarın Orta Doğu halklarını gerçek düşmanlarıyla savaşmak için nasıl birleştireceğini açıklamak zorunda kalacaktır. Aynı zamanda, yüksek teknoloji silahlarıyla emperyalistler, cinayeti meşru kılmak için kullandıkları “demokratik” ve “medeni” söylemlerinin aksine herhangi başka birilerinin kılıçla öldürdüğünden çok daha fazla can aldılar. Bu durum, temel gerçekliğin uç bir örneği: İslamcı köktencilik ve Batı emperyalizmi, gerçek bir savaşın çıkmazındalar, ancak ikisinden birini desteklerseniz, her ikisini de desteklemiş olursunuz.”

İngiliz köşe yazarı Robert Fisk, kısa zaman önce, ABD Başkanı Barack Obama’nın Dışişleri Bakanı John Kerry’nin salık verdiği gibi, insanların eğer “İsrail/Filistin Savaşı’nın ‘altında yatan meselelere’ işaret etmek istiyorlarsa’’, Filistinlilerin neden Gazze’de oldukları sorusunu kendilerine sormaları gerektiğini yazdı. Cevap ise, Kerry’nin aklında olan şey değil.

 

Gazze halkının üçte ikisini mülteciler oluşturuyor. İsrail kuvvetleri, insanları Gazze’ye sürdü, çünkü orası 1948’de, o yıl Siyonist ordu Arap nüfusunun yüzde doksanını vahşice kovduğunda, istedikleri toprakların dışında yer alıyordu. Evleri yok edilmişti ve yıkıntıların üzerine yapılandırılan yeni şehirleri doldurmak için yurt dışından Yahudi yerleşimciler getirildi. Daha sonra 1967’de, İsrail Gazze’yi işgal etti; önce burayı daha fazla Yahudi yerleşimciyle doldurmaya çalıştı ve daha sonra da bir hapishaneye çevirdi. Şu anki durumsa, – birçok Gazzeli’nin aslen geldiği Aşkelon ve Sderot gibi güney şehirlerini korumak adına mahkumları açlıktan öldürmek ve vurmaktır.

 

Daha da büyük bir “temel mesele” ise, ABD ya da diğer Batı hükümetlerinin neden İsrail’i silahlandırdıkları, finanse ettikleri ve siyasal olarak destekledikleri ve hatta daha fazla sömürgeciyi oraya gönderdikleridir. Ara sıra yaşanan anlaşmazlıklara rağmen neden ordularının her zaman İsrail’in kendini savunma hakkının arkasında durabileceklerini ilan ediyorlar? Çünkü, savundukları şey, ABD’nin Orta Doğu’daki başlıca emin ileri karakol mevkii, bölgenin ve bölge halklarının emperyalist tahakkümünün bir direği. ABD’yi İsrail’i desteklemeye teşvik eden şey, sözde “Yahudi Lobisi” değil; bu lobi yalnızca bahsi geçen tahakkümü meşru kılmak üzere bir kamuoyu yaratmaya yardımcı oluyor. Siyonistler’in bitmek bilmez saldırganlığının, kibirli vahşiliğinin ve sonsuz küstahlığının temel sebebi, İsrail’in ABD için vazgeçilmez bir rol oynamasıdır.

 

Temel “altta yatan mesele” ise baskı. Hamas’a bakmamız gereken bakış açısı bu. Hamas, desteklenemez, çünkü baskıdan kurtuluşu temsil etmiyor. Siyasal, toplumsal ve ideolojik programı, Filistin ve dünya halkının çok büyük çoğunluğunun çıkarlarının aksine bir biçimde gerici. Gerici bir bakış açısı, dini yönetim ve kadınların boyunduruk altına alınması anlamına geliyor.

 

Ellerimiz kollarımız bağlı durmak ya da bu karmaşa tarafından felce uğratılmak yerine, temelde yatan meselelerin doğru anlaşılması siyasal anlamda harekete geçmeyi; özellikle de asla, hiçbir koşul altında ‘nefsi müdafaa’ olarak meşru görülemeyecek olan İsrail’in saldırganlığına karşı durmayı mümkün ve karşı konulamaz kılmalı. Siyonizm’in yalnızca ırkçılık değil, temel bir emperyalist araç olduğunun anlaşılmasıyla, etnik soykırım üzerine kurulu İsrail devletini destekleyen ve bu katillerin, gerek Batı Şeria eylemlerinde vurulan çocuk ve gençler, gerek Gazze’de öldürülen aileler olsun silahsız Filistinlileri tekrar tekrar toplu halde katletmesine izin veren ABD ve Avrupa ellerini ifşa edebilir ve kınayabiliriz. Ve dahası, bu kavrayışla, adalet ve Gazzelilerle ve tüm Filistinlilerle dayanışmanın temel bir meselesi olarak Gazze’nin üzerindeki ablukanın kaldırılması talebini –Filistin halkının ortak talebini- desteklemeliyiz.

 

Aynı metotla devam etmek gerekirse Irakta “temelde yatan mesele” de emperyalizmdir. Obama nasıl oluyor da ABD, Gazze’deki (Afganistan, Libya, Haiti ya da ABD’nin müdahale ettiği diğer yerlerin yanı sıra) insani felaketi mümkün kılarken Yezidilere, Kürtlere ya da herhangi başka toplumlara “insani yardım” göndermekten bahsedebiliyor? Amerikan ablukası, bombardımanları, istila ve işgali Irak’taki bu harabeyi yarattı ve şimdi Obama ve Birleşik Krallık’taki ve Fransa’daki işbirlikçileri biraz daha bombalama ve yağmalama yapmak istiyorlar. Buna karşı çıkılmalı. Batı’nın kendi müdahalelerini gerektirdiğini iddia ettiği Iraktaki dini ve etnik bölünmelere gelince; Birinci Dünya Savaşı sırasında yapılan Sykes – Picot Anlaşması’ndan beri Fransa ve Büyük Britanya, bölgeyi kendi aralarında bölüştüğünde emperyalistler, iktidardaki gerici elitlerle işbirliği halinde Filistin, Lübnan, Suriye ve Irak’ta etnik ve dini bölünmelere dayanan sömürgeci ve neo-sömürgeci rejimler kurmak için bugüne kadar ellerinden geleni yaptılar.

 

İslami köktenciliğin yükselişi, emperyalist ekonominin globalleşmesi tarafından üretilen ekonomik ve toplumsal değişimler, Batılı emperyalistler ve bunların yerel dalkavukları ve düzenbazları tarafından teşvik edilen değerlerin arkasındaki ikiyüzlülük ve ahlaki çöküşten iğrenme, geçmişteki Arap milliyetçilik hareketlerinin emperyalist dünya pazarıyla tam bir kopmayı anlamada aciz kalışı, insanların çoğunun Rus ve Çin sosyalist devrimleri hakkında bildikleri karalamalar ve ABD ve diğer güçlerin İslami grupları kendi mevcut çıkarları için (İsrail Gizli Servislerinin Filistin’deki seküler milli özgürlük hareketine karşı koymak için Hamas’a verdiği pasif, kimi zaman da aktif destek gibi) desteklemekle geçirdikleri yıllar da dahil olmak üzere birçok farklı etmenin birleşmesinin bir sonucu. İslami akımlar kontrolden çıkar ve faaliyetleri bugün bu güçler için gerçek bir problem haline gelirken, İslamcılığın ezilenler arasındaki yaygın etkisi, Orta Doğu ve dünya halklarının özgürleşmesi açısından da bir problem teşkil ediyor.

 

Şimdilerde İslam Devleti (daha önce IŞİD ya da Da’ash ismiyle anılıyordu) olarak adlandırılan şey, Irak ve Suriye halklarının başına bir bela ve bundan başka bir şey olduğunu savunan herhangi biri, dini terör dayatmak için kafa kesmenin, etnik temizliğin ve ataerkil iktidarın Orta Doğu halklarını gerçek düşmanlarıyla savaşmak için nasıl birleştireceğini açıklamak zorunda kalacaktır. Aynı zamanda, yüksek teknoloji silahlarıyla emperyalistler, cinayeti meşru kılmak için kullandıkları “demokratik” ve “medeni” söylemlerinin aksine herhangi başka birilerinin kılıçla öldürdüğünden çok daha fazla can aldılar. Bu durum, temel gerçekliğin uç bir örneği: İslamcı köktencilik ve Batı emperyalizmi, gerçek bir savaşın çıkmazındalar, ancak ikisinden birini desteklerseniz, her ikisini de desteklemiş olursunuz.

 

Emperyalist güçleri ve problemin kaynağı olan sistemi ifşa etmemiz gerekiyor, şu an Orta Doğu’yu bulunduğu yere getiren kanlı müdahalelerine karşı direniş göstermeliyiz ve emperyalist sistemin çabaları ve suçları olmasaydı şu an dünyada elde etmiş olduğu güce sahip olamayacak olan İslamcılığı (ve genel olarak dini egemenliği) da ifşa etmeli ve ona karşı durmalıyız.

 

Durumu aslında olduğu gibi anlamak için, insanların gerçeklerle mücadele etmesi ve durumu biraz anlayanların da insanlara ulaşabilen ve onları daha geniş anlamda harekete geçirebilecek ve aksi takdirde karanlık bir durum yaratabilecek bir direniş için bir toplanma noktası ve umut kaynağı olabilecek bir biçimde hareket etmesi de özellikle önemli. Ayrıca, insanların, dünyanın baskıcı düzenini kendi çıkarlarına ve bakış açılarına uygun bir biçimde değiştirmeyi isteyen ve onu özgürleştirici bir biçimde değiştirme amacı gütmeyen, hem emperyalizme hem de dini güçlere karşı devrimin bayrağını kaldırması oldukça elzem. Eski düzeni yıkmaya ve yeni bir devlet gücü ve vizyon kurmaya kararlı gerçek, canlı ve gelişen hareketlerin ve her yerden insanların yaşamak isteyeceği köklü bir biçimde yeni, tamamen özgürleştirici toplumlar için bir vizyonun ortaya çıkması, halk düşmanlarının elinden inisiyatifi almayı mümkün kılabilir.

 

Samuel Albert

18 Ağustos 2014.Kazanılacak Dünya Haber Servisi (http://aworldtowinns.co.uk/)

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s