Türkiye: Çelişkiler Patlama Noktasına Ulaştı

31 Temmuz,  A World to Win News Service. —İshak Baran yazdı. 15 Temmuz gecesi, Türk silahlı kuvvetlerinin çeşitli kesimlerinin darbe girişimine kalkışmasıyla siyasi iktidar için şiddetli bir kapışma ansızın infilak ederek meydana döküldü. Ertesi günün seyri epey ilerleyene kadar, Türkiye’de iktidarın tam kimin elinde olduğu – NATO’nun ikinci büyük ordusunu da kimin kumanda ettiği meselesi berrak olmaktan hayli uzak bir meseleydi. Darbe girişimini derhal takiben, Erdoğan rejimi yaygın ve kesif bir bastırma, kendi iktidar mevzilenmesini pekiştirme ve kendi İslamist gündemini ve bölgesel ihtiraslarını ilerletme için yoğun bir seferberliğe koyuldu.

Okumaya devam et

Demokrasi:Neden Daha İyisini Yapamayalım ki?

Document-page-001 (1)Bob Avakian’ın “Demokrasi; Neden Daha İyisini Yapamayalım” kitabı, Selim Sezer’in çevirisiyle, El Yayınları’ndan çıktı..! 

Kitabın Önsözünden: “…İnsanlık, aşırı boyutlara varan ve pek çok açıdan eşi-benzeri görülmemiş sorunlarla karşı karşıya. Engin yoksulluk denizleri ve eşitsizlik uçurumları… Geleneksel cinsiyet ilişkilerinin zalimce ve sıklıkla kan dökücü bir şekilde uygulanması ve insanlığın yarısını teşkil eden kadınların her yerde boyun eğdirmeye, alçaltılmaya ve şiddete maruz bırakılması… Vahşi ve “sonu gelmez” yeni-sömürgeci savaşlar ve işgaller… Ve sonuç alıcı şekilde eyleme geçilmemesi halinde gezegenin ekolojik sistemini ve yaşam destek sistemlerini yıkma potansiyelini taşıyan çevre krizi. Dünya, temelden devrimci değişime büyük bir ihtiyaç duyuyor.

 

Ancak neredeyse bütün muhalif güçler (gerici İslami güçler ve öteki köktenciler hariç) bizim demokrasiden daha iyisini yapamayacağımız şeklindeki mevcut baskıcı çerçeveyi kabul ediyor. Geri kalan her şeyin korkunç sonuçlara yol açacağını, daha iyi bir dünyaya giden yolun bizzat demokratik teorinin öğretilerinde ve reçetelerinde yattığını savunuyor.

Okumaya devam et

TARİHÖNCESİ ADIMLARDAN GELECEĞİN ATILIMLARINA

tarihöncesi adımlarArdea Skybreak’in ” TARİHÖNCESİ ADIMLARDAN GELECEĞİN ATILIMLARINA, İnsanın Ortaya Çıkışı, Kadına Dönük Baskının Kökenleri ve Kurtuluşa Giden Yol Üzerine Bir Çalışma” adlı kitabı, Sinan Jabban’ın çevirisiyle, Patika Kitap’tan çıktı.

Bu kitap, türümüzün evrimsel serüvenine dair “insan doğası” temelli özcü yaklaşımların bir reddiyesi niteliğindedir. Skybreak, bu doğrultuda çeşitli disiplinlerin araştırmalarından istifade ederek günümüzdeki hiyerarşik ve baskıcı toplumsal ilişkilerin biyolojik, “doğa vergisi” bir temelinin olmadığını ortaya koymaktadır. Türümüzün ilk ortaya çıktığı tarihsel dönemeçte nasıl yaşamış olduğuna, kadın ile erkek arasındaki eşitsizliğin nasıl ortaya çıkmış olduğuna ve insanın değişmez bir doğasının olup olmadığına ilişkin kafasında birtakım soru işaretleri olanlar bu kitabın sayfaları dâhilinde birtakım yanıtlar bulabileceklerdir. Okumaya devam et

The Revolutionary Communist Party, USA Merkez Komitesi’nin Altı Resmi Kararı

 

ONSAYFA-front-enKarar 1:

Bugün Bob Avakian’ın, 40 senelik devrimci faaliyet temelinde, ortaya koymuş olduğu komünizmin yeni sentezi, devrim yapma ve insanlığı kurtuluşu davasına bilimsel yaklaşım meselesinde bir nitel ilerlemeyi temsil etmektedir. dünyada acil olarak ihtiyaç duyulan komünist devrimin yeni bir aşaması için temeli ve hareket noktasını temin etmektedir.

Baskının olduğu yerde direniş mevcut olacaktır – halk kitleleri içinde bulundukları baskı şartlarına ve bu baskıyı uygulayanlara karşı devamlı başkaldıracaktır. Ancak gerekli bilimsel teori ve önderlik olmadığı takdirde, ezilenlerin mücadelesi kontrol altında ve sınırlar içinde tutulacak, zulmün kaynağı olan düzenin içerisine mahkum edilecek, ve kitlelerin maruz bırakıldığı dehşet berdevam sürüp gidecektir. Yeni sentez ve Bob Avakian’ın önderliği, ezilen halk kitlelerinin, kendilerinin ve son tahlilde de tüm insanlığın kurtuluşu için ihtiyaçları olan devrimi – nihai amacı komünist bir dünya olan devrimi – yapabilmelerini mümkün kılacak gerekli bilimsel kavrayışı ve yaklaşımı temsil etmektedir ve bunun somut vücut bulmuş hali durumundadır. Okumaya devam et

Kadınlara yönelik saldırıya Alman tepkisi: Mülkümüze dokunmayın

 

pg-24-cologne-reuters

Yılbaşı gecesi Almanya’nın Köln şehrindeki merkez tren istasyonu, kadınlar için korkunç bir yerdi. Hatta bu, eksik bir ifade. Nitekim 600’den fazla kadın ortaya çıkarak, nasıl da onlarca erkeğin etraflarını sardığını ve oradan çıkmalarına izin vermediğini ayrıntılı olarak anlattı. Bu erkekler, kadınların kıyafetlerini yırttı, bacaklarının arasını ve gömleklerinin altını elle yokladı, göğüslerinde ve kalçalarında morluklar bıraktı. Bazı tecavüz vakaları ve çok sayıda hırsızlık vakası da oldu. Hamburg, Stuttgart ve Berlin’de de daha küçük çapta, benzeri olaylar meydana geldi.

Saldırıların ağırlıklı olarak Kuzey Afrika ve başka yabancı ülkelerden gelen genç erkekler tarafından gerçekleştirildiği aktarıldı. Birkaç gün sonra aşırı sağ tarafından çağrısı yapılan bir gösteride Şansölye Angela Merkel’den, Suriye, Afganistan ve başka ülkelerdeki savaşlardan kaçan bir milyondan fazla insana izin veren mülteci politikasına son vermesi istendi. Bir karşı gösteride ise yüzlerce kadın ve erkek tren istasyonuna, cinsiyetçiliğe ve ırkçılığa hayır diyen pankartlarla geldi. Okumaya devam et

Gezegeni Mahfeden Bu Sistemi Durduralım: Bu Ancak DEVRİMLE Mümkündür!

paris121215Sırf hayatta kalabilmek için can pahasına Avrupa’ya ulaşmayı çabalayan kitlesel göçmen ve mülteci akını, tarihsel olarak iki miadı dolmuş ideolojinin dünya çapında şiddetlenen çatışması ve Paris, Beyrut, Ankara, Sina, Kunduz Hastanesi ve Bamako’da son dönemde yaşanan dehşet verici olaylar… ekosistemi bütünüyle tehdit eder durumdaki bu gezegenin hali: tüm bu çile ve ıstırap dolu gelişmeler, iliklerine kadar çürüyüp kokmuş olan mevcut sistemin sahneye sürebildiği şeylerdir ve bunların topunu kökten söküp atmak zorundayız!

CoP 21 yöneticileri karbon emisyonlarının düşürmeyi söz verseler bile, bakanlardan ve uzmanlardan oluşan bu konferans, bunların temsil ettiği ve mazur gösterdiği imparatorlukları yerinden sallamayacak: Zaten “niyet beyan edilen vaatler” ve varılacak legal bir bağlayıcı anlaşma için yürütülen çekişmeli tartışmalar da bunu kanıtlamaktadır.

Neden biz, dünya kapitalist sistemine yön veren ve yer kürenin kaynaklarının neredeyse tümüne yumulup gasp etmiş olanlara güvenelim, çevrenin yıkımının başını çekenlerin, kendilerinin temel çıkarlarına karşı çıkmanın da “başını çekeceklerine” inanalım ki? Okumaya devam et